Tanıma Tenfiz Avukat Ankara Türkiye! Yabancı Mahkeme Kararının Tanınması ve Tenfizi Nasıl Yapılır? 2026 Güncel Rehberi
Yurt dışında alınmış bir boşanma, velayet, alacak, tazminat ya da ticari uyuşmazlık kararının Türkiye’de kendiliğinden sonuç doğurduğu sıkça sanılır. Oysa uygulamada temel kural tam tersidir: Yabancı mahkeme kararının Türkiye’de hukuki sonuç doğurabilmesi için çoğu durumda tanıma veya tenfiz kararı alınması gerekir. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 50 ila 59. maddeleri bu alanın omurgasını oluşturur. Tenfiz, yabancı ilamın Türkiye’de icra edilebilir hale gelmesini; tanıma ise yabancı ilamın kesin hüküm ve kesin delil etkisinin Türkiye’de kabul edilmesini sağlar.
Özellikle boşanma, velayet, soybağı, mirasçılık, alacak, tazminat ve yargılama gideri gibi konularda “yurt dışında karar aldım, artık Türkiye’de de bitti” düşüncesi ciddi hak kayıplarına yol açabilir. Çünkü Türkiye’de nüfus kaydı değişikliği, icra takibi, kesin hüküm itirazı, malvarlığına yönelme ya da idari işlem yapılması gibi sonuçlar çoğu zaman önce Türk mahkemesinden tanıma veya tenfiz kararı alınmasına bağlıdır. MÖHUK m. 58 açıkça, yabancı mahkeme ilamının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabulü için tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespit edilmesini arar; m. 59 ise kesin hüküm etkisinin yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade ettiğini düzenler.
| Kanun / Madde | Konu | Kısa Açıklama | Uygulamadaki Önemi |
|---|---|---|---|
| MÖHUK m. 50 | Tenfiz Kararı | Yabancı mahkemeden verilen ve kesinleşmiş hukuk ilamlarının Türkiye’de icra edilebilmesi için Türk mahkemesinden tenfiz kararı alınması gerekir. | Para alacağı, tazminat, nafaka, yargılama gideri gibi icra edilebilir kararların Türkiye’de uygulanmasının temel dayanağıdır. |
| MÖHUK m. 52 | Tenfiz İstemi | Tenfiz talebinin dilekçe ile yapılacağını ve dilekçede bulunması gereken zorunlu unsurları düzenler. | Dava dilekçesinin doğru kurulması açısından kritik maddedir. Eksik veya hatalı dilekçe süreci uzatabilir. |
| MÖHUK m. 53 | Dilekçeye Eklenecek Belgeler | Yabancı mahkeme ilamının usulen onanmış aslı veya onaylı örneği ile kesinleşme belgesinin ve bunların onanmış tercümelerinin dilekçeye eklenmesini zorunlu kılar. | En sık sorun çıkaran kısım budur. Kesinleşme belgesi, onay ve tercüme eksikliği davanın uzamasına veya reddine yol açabilir. |
| MÖHUK m. 54 | Tenfizin Şartları | Karşılıklılık, kamu düzenine aykırılık bulunmaması, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmemesi ve savunma hakkına uyulmuş olması gibi tenfiz şartlarını düzenler. | Mahkemenin esas incelemede baktığı temel koşulları içerir. Tenfiz kararının verilip verilmeyeceği bu maddeye göre belirlenir. |
| MÖHUK m. 58 | Tanıma | Yabancı mahkeme kararının Türkiye’de kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi için gerekli şartları düzenler. Tanımada karşılıklılık şartı aranmaz. | Boşanma, velayet, soybağı, kişisel durum ve statü kararlarında en çok başvurulan maddedir. |
| MÖHUK m. 59 | Kesin Hüküm ve Kesin Delil Etkisi | Tanınan yabancı mahkeme kararının kesin hüküm ve kesin delil etkisinin, yabancı kararın kesinleştiği andan itibaren hüküm doğuracağını belirtir. | Yabancı kararın Türkiye’de hangi andan itibaren hukuki sonuç doğuracağı bakımından önemlidir. |
| HMK m. 119 | Dava Dilekçesinin İçeriği | Mahkemenin adı, taraf bilgileri, vakıalar, deliller, hukuki sebepler ve talep sonucu gibi dava dilekçesinde bulunması gereken unsurları düzenler. | Tanıma-tenfiz dava dilekçesinin usule uygun hazırlanması için temel şekli dayanak sağlar. |
| HMK m. 121 | Belgelerin Birlikte Verilmesi | Davacının elindeki belgelerin dava dilekçesiyle birlikte sunulmasını, başka yerden getirilecek belgelerin de açıklanmasını zorunlu kılar. | Yabancı ilam, kesinleşme belgesi, tercüme ve diğer eklerin dosyaya baştan sunulması gerektiğini destekler. |
| Tebligat Yönetmeliği m. 38 | Yabancı Ülkede Bulunanlara Tebligat | Yurt dışında bulunan kişilere yapılacak tebligatın hangi resmi kanallarla yürütüleceğini düzenler. | Davalının yurt dışında olması halinde davanın süresini doğrudan etkileyen temel usul kuralıdır. |
Tanıma ve tenfiz arasındaki fark nedir?
Tanıma ile tenfiz arasındaki fark, davanın kurulma biçimini doğrudan belirler. Yabancı karar Türkiye’de sadece statü ve hukuki sonuç doğuracaksa çoğu zaman tanıma yeterlidir. Örneğin boşanma, evliliğin sona erdiğinin kabulü, bazı velayet ve kişisel durum kararları, soybağına ilişkin belirlemeler veya idari işlem yapılmasına dayanak olacak yabancı kararlar çoğunlukla tanıma yoluyla ileri sürülür. MÖHUK m. 58/3 bu usulün idari işlem yapılmasında da kullanılacağını açıkça söyler.
Buna karşılık yabancı karar bir eda hükmü içeriyorsa, yani karşı taraftan para tahsili, tazminat, nafaka, yargılama gideri veya benzeri bir yükümlülüğün Türkiye’de icraen yerine getirilmesi amaçlanıyorsa çoğu durumda tenfiz gerekir. Çünkü MÖHUK m. 50, yabancı mahkemelerden verilen ve kesinleşmiş hukuk ilamlarının Türkiye’de icra olunabilmesini açık biçimde tenfiz kararına bağlar. Tenfiz kararı verildiğinde, MÖHUK m. 57 gereğince yabancı ilam Türk mahkemelerinden verilmiş ilamlar gibi icra olunur.
Uygulamada en çok hata yapılan noktalardan biri de budur: Kararın bir kısmı tanımaya, bir kısmı tenfize uygun olduğu halde dava tek yönlü kurulabilmektedir. Oysa boşanma kararının yanında nafaka, tazminat, yargılama gideri veya çocuk teslimine ilişkin icrai yönler varsa, olayın özelliğine göre aynı dava içinde tanıma ile birlikte tenfiz talebinin de kurulması gerekir. MÖHUK m. 52/1-c zaten hükmün bir kısmı hakkında tenfiz isteniyorsa bunun hangi kısım olduğunun dilekçede gösterilmesini şart koşar.
Tanıma ve tenfiz davasının yasal dayanağı nedir?
Bu davaların ana dayanağı 5718 sayılı MÖHUK’tur. Kanunun 50. maddesi tenfiz kararını, 51. maddesi görev ve yetkiyi, 52. maddesi tenfiz isteminin içeriğini, 53. maddesi dilekçeye eklenecek belgeleri, 54. maddesi tenfiz şartlarını, 55 ila 57. maddeleri usul ve sonucu, 58 ve 59. maddeleri ise tanıma ile kesin hüküm etkisini düzenler. Burada özellikle önemli bir düzeltme yapmak gerekir: Uygulamada bazen belge ekleri ve tenfiz şartları yanlışlıkla “MÖHUK m. 3” diye anılsa da, yabancı mahkeme ilamı için dilekçeye eklenecek belgeler m. 53’te, tenfiz şartları ise m. 54’te düzenlenmiştir. Resmî kanun metni bu konuda nettir.
Dava dilekçesinin şekli bakımından ise HMK hükümleri devreye girer. HMK m. 119, dava dilekçesinde mahkemenin adı, tarafların adı ve adresleri, davanın konusu, vakıaların özeti, deliller, hukuki sebepler ve açık talep sonucunun yer almasını zorunlu kılar. HMK m. 121 de davacının elindeki belgelerin örnekleriyle birlikte dilekçeye eklenmesini ve başka yerlerden getirilecek belge ve dosyalar için açıklama yapılmasını şart koşar. Tanıma ve tenfiz dosyalarında bu şekli kurallar ihmal edildiğinde, davanın başında ciddi usul sorunları çıkabilir.
Hangi mahkeme görevlidir, hangi yerde dava açılır?
MÖHUK m. 51 uyarınca tenfiz kararları hakkında görevli mahkeme asliye mahkemesidir. Yetki bakımından ise kendisine karşı tenfiz istenen kişinin Türkiye’deki yerleşim yeri, yoksa sakin olduğu yer mahkemesi; Türkiye’de yerleşim yeri veya sakin olduğu yer yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden biri yetkili olur. Dolayısıyla aile hukukundan doğan tanıma-tenfizlerde çoğu zaman aile mahkemesi sıfatıyla bakılan dosyalar gündeme gelse de, kanuni çerçevede temel görev kuralı MÖHUK m. 51’deki asliye mahkemesi düzenlemesidir; özel görevli mahkeme olup olmadığı somut uyuşmazlığın niteliğine göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Ticari uyuşmazlıklarda ise uygulamada çoğu zaman Asliye Ticaret Mahkemeleri önüne gidildiği görülür. Özellikle yabancı bir ticaret mahkemesinden alınan alacak, tazminat, sözleşme ihlali veya ticari sorumluluk kararlarının tenfizinde görev konusu, işin ticari niteliğiyle birlikte değerlendirilir. Bu nedenle blog veya dava dilekçesi hazırlanırken “her dosyada tek mahkeme” yaklaşımı yerine, kararın konusu, tarafların sıfatı ve uyuşmazlığın mahiyetine göre görev ve yetki kurgusu kurulmalıdır.
Tanıma ve tenfiz davasında hangi belgeler zorunludur?
Tanıma ve tenfiz davasında en çok takılan nokta belge setidir. MÖHUK m. 53’e göre tenfiz dilekçesine iki ana belge eklenmelidir: Birincisi, yabancı mahkeme ilamının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya ilamı veren yargı organınca onanmış örneği ve bunun onanmış tercümesi; ikincisi ise ilamın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile bunun onanmış tercümesidir. Kanun dili açık olduğundan, özellikle kesinleşme belgesi olmadan açılan davalar çoğu zaman sorunlu başlamaktadır.
Uygulamada kararın üzerinde “final”, “enforceable”, “res judicata”, “certificate of finality”, “execution certificate” veya benzeri ibareler bulunabilir. Ancak Türk mahkemesi açısından önemli olan, bu belgenin verildiği ülke makamınca usulüne uygun şekilde düzenlenmiş olması ve Türkçe tercümesinin dosyaya sunulmasıdır. Lahey Apostil Sözleşmesi’ne taraf ülkelerde çoğu zaman apostil şerhi yeterli olurken, taraf olmayan ülkelerde konsolosluk onayı veya farklı bir tasdik zinciri gerekebilir. Bu eksiklikler bazen sonradan tamamlanabilir; ancak dosyanın gereksiz yere uzamaması için baştan eksiksiz belge seti kurulması her zaman daha güvenlidir.
Kesinleşme belgesi neden bu kadar kritik?
Kesinleşme belgesi, tanıma ve tenfiz davalarının belki de en kritik unsurudur. Çünkü MÖHUK m. 50, Türkiye’de icra olunabilmesi istenen yabancı ilamların “o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş” olmasını şart koşar. Aynı şekilde tanıma bakımından da m. 58, yabancı ilamın tenfiz şartlarını taşımasının mahkemece tespitini ister. Yani mahkeme, yabancı kararın henüz kesinleşmemiş olduğunu görürse, dosyanın esasına girmeden ciddi usul engeliyle karşılaşabilir.
Bu yaklaşım Yargıtay kararlarında da güçlü biçimde vurgulanmaktadır. Hukuk Genel Kurulu’nun 2023/780 E., 2024/189 K. sayılı kararında, yabancı mahkeme ilamının tenfizi için ilamın kesinleşmiş olmasının dava şartı niteliğinde olduğu ve mahkemece re’sen gözetilmesi gerektiği belirtilmiştir. Benzer şekilde 11. Hukuk Dairesinin 2019/5368 E., 2020/4418 K. sayılı kararında da, yabancı mahkeme kararının kesinleşme şerhli aslı veya onanmış örneği ve onanmış tercümesinin dava dilekçesiyle ibraz edilmesinin dava şartı olduğu vurgulanmıştır.
Tenfiz şartları nelerdir?
MÖHUK m. 54, tenfiz şartlarını tek tek sayar. Buna göre yetkili Türk mahkemesi tenfiz kararını ancak belirli şartlar dahilinde verebilir. İlk şart, Türkiye ile ilamın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma ya da o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmü veya fiili uygulamanın bulunmasıdır. Ancak bu şart tanımada uygulanmaz; MÖHUK m. 58 bunu açıkça söyler.
İkinci önemli şart, ilamın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olmasıdır. Ayrıca davalının itirazı halinde, yabancı mahkemenin dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı halde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesi olmaması gerekir. Üçüncü şart kamu düzenine açık aykırılık bulunmamasıdır. Dördüncü şart ise savunma hakkının ihlal edilmemesidir; yani kendisine karşı tenfiz istenen kişi usulüne uygun çağrılmamış, temsil edilmemiş veya gıyabında hukuka aykırı şekilde hüküm kurulmuşsa ve buna dayanarak Türk mahkemesinde itiraz ediyorsa tenfiz engeli doğabilir.
Ticari dosyalarda ilk derece ve bölge adliye mahkemesi kararlarında da bu çizgi görülmektedir. Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2021/91 E., 2022/555 K. sayılı kararında kesinleşme belgesi ve tercümelerin sunulmuş olması üzerinde durulmuş; karşılıklılık, kamu düzeni, münhasır yetki ve savunma hakkı çerçevesinde değerlendirme yapılmıştır. Benzer şekilde İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2022/616 E., 2023/417 K. sayılı kararında da kesinleşme şerhli ve apostilli asıl ile tercümenin dosyada bulunması ve MÖHUK’taki şartların gerçekleşmesi esas alınmıştır.
Tanıma kararı olmadan yabancı ilam Türkiye’de kesin hüküm sayılır mı?
Bu sorunun cevabı uygulamada çoğu zaman “hayır”dır. MÖHUK m. 58 ve m. 59 birlikte okunduğunda, yabancı ilamın Türkiye’de kesin hüküm ve kesin delil etkisinin tanıma-tenfiz süzgecinden geçmesi gerektiği görülür. Bu nedenle taraflardan biri, sadece elinde yabancı mahkeme kararı bulunduğu için Türk mahkemesinde otomatik olarak kesin hüküm itirazında bulunamaz.
Nitekim Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nin 2022/1820 E., 2022/1668 K. sayılı kararında, henüz Türk mahkemesince tanınıp tenfiz edilmemiş yabancı bir kararın Türk mahkemeleri önündeki davada kesin hüküm itirazına konu yapılamayacağı açıkça ifade edilmiştir. Bu karar, uygulamada çok önemli bir mesaj verir: Yabancı karar önce tanıtılacak veya tenfiz edilecek, sonra Türkiye’de o karara bağlı kesin hüküm etkisi ileri sürülecektir.
Dava dilekçesi nasıl kurulmalı?
Tanıma ve tenfiz davası dilekçesi, sıradan bir dava dilekçesinden daha teknik kurulmalıdır. MÖHUK m. 52’ye göre dilekçede tenfiz isteyen ile karşı tarafın ve varsa temsilci ya da vekillerin adı, soyadı ve adresleri; kararın hangi devlet mahkemesinden verildiği, mahkemenin adı, ilamın tarih ve numarası ile hükmün özeti; eğer hükmün bir kısmı hakkında talep varsa bunun hangi kısım olduğu yer almalıdır. HMK m. 119 ise buna ek olarak vakıaların açık özeti, deliller, hukuki nedenler ve açık talep sonucunun yazılmasını şart koşar.
Başarılı bir dava dilekçesinde yabancı kararın özetini yazmak yetmez; kararın hangi bölümünün tanınmasının, hangi bölümünün tenfizinin istendiği net biçimde kurulmalıdır. Örneğin boşanma hükmünün tanınması, nafaka ve tazminat kısmının tenfizi, yargılama giderlerinin ayrıca icra kabiliyeti kazanması gibi ayrımlar açıkça yapılmalıdır. Kararın parasal kısmı varsa dava değeri buna göre gösterilmeli, faiz ve fer’iler yönünden talep açıkça kurulmalıdır. Belge listesi bölümünde ise ilam, kesinleşme belgesi, apostil veya tasdik zinciri, tercümeler ve varsa yabancı yargılamadaki tebligat evrakı ayrı ayrı sayılmalıdır.
Yurt dışındaki davalıya tebligat nasıl yapılır?
Tanıma ve tenfiz davasının süresini en çok uzatan alanlardan biri tebligattır. Davalı yurt dışında ise, Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik m. 38 uyarınca yabancı ülkelerde bulunanlara tebliğ olunacak evrak, tebligatı çıkaran merciin bağlı olduğu bakanlık aracılığıyla Dışişleri Bakanlığına, oradan da ilgili yerdeki Türkiye Büyükelçiliği veya başkonsolosluğuna gönderilir. Aynı yönetmeliğin devamındaki maddeler, ülke diline tercüme, muhatabın tam adresi ve bazı durumlarda konsolosluk üzerinden tebligat gibi ayrıntıları düzenler.
Burada adresin eksik, eski veya yanlış olması dosyayı aylarca uzatabilir. Bu nedenle davalının yurt dışı adresi ne kadar net kurulursa, tebligat o kadar sağlıklı ilerler. Türk vatandaşı olan kişilere bazı hallerde konsolosluk üzerinden tebligat yapılabilmesi mümkünken, Türk vatandaşı olmayan kişilere çoğu zaman o ülkenin yetkili makamı üzerinden tebligat yolu izlenir. Uygulamada her ülkenin anlaşma, mütekabiliyet ve usul durumu farklı olduğundan, bu kısım teknik hata kaldırmaz.
Belge eksikliği sonradan tamamlanabilir mi?
Evet, her eksiklik dosyayı otomatik olarak bitirmez. Özellikle Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2014/17694 E., 2014/25089 K. sayılı kararında, tenfiz dilekçesine eklenmesi gereken belgelerde eksiklik varsa bunların yargılama sırasında tamamlanmasının mümkün olduğu belirtilmiştir. Aynı kararda, dosyaya yabancı mahkeme kararının aslı sunulmuşsa ayrıca “aslının aynı olduğuna” ilişkin bir onay şerhinin aranmasına lüzum bulunmadığı da vurgulanmıştır.
Ancak bu esneklik, baştan eksik dosya vermeyi güvenli hale getirmez. Çünkü kesinleşme belgesi ve ilam tercümesi gibi çekirdek unsurlar dava şartı niteliğinde değerlendirilebildiğinden, mahkeme dosyayı tamamlatma yoluna gitse bile yargılamanın gereksiz uzaması kaçınılmaz olabilir. Müvekkil açısından zaman kaybı, yeni tercüme ve onay masrafı, yeniden tebligat süresi ve harç yönünden ek yükler oluşabilir. Bu yüzden pratikte en doğru yöntem, dava açılmadan önce belge setinin tam olarak hazırlanmasıdır.
Sonuç: Tanıma ve tenfiz davasında başarı, doğru belge ve doğru talep kurgusuna bağlıdır
Yabancı mahkeme kararının Türkiye’de sonuç doğurabilmesi için doğru hukuki araç seçilmelidir. Statü ve kesin hüküm etkisi aranıyorsa tanıma, icra kabiliyeti isteniyorsa tenfiz gündeme gelir; birçok dosyada ise bu iki talep birlikte kurulmalıdır. Resmî mevzuat, özellikle MÖHUK m. 50, 52, 53, 54, 58 ve 59 ile HMK m. 119 ve 121, bu dosyaların nasıl hazırlanacağını açıkça göstermektedir. Uygulamadaki yargı kararları da özellikle kesinleşme belgesi, usulüne uygun onay, tercüme, savunma hakkı ve kamu düzeni başlıklarında son derece hassastır.
Bu yüzden tanıma-tenfiz davasında asıl mesele sadece “kararı mahkemeye sunmak” değildir. Asıl mesele, yabancı ilamın Türkiye’de neden ve hangi kapsamda hüküm doğuracağını doğru anlatmak, belge setini usulüne uygun hazırlamak, tebligat sürecini baştan temiz kurmak ve talebi tanıma mı tenfiz mi yoksa her ikisi birden mi olacak şekilde stratejik olarak belirlemektir. Özellikle boşanma, velayet, nafaka, tazminat, ticari alacak ve yargılama gideri içeren dosyalarda küçük bir usul eksikliği bile davayı uzatabilir.
Yargıtay Kararları – Tanıma Tenfiz Avukat
1) Hukuk Genel Kurulu 2023/780 E. , 2024/189 K.
Bu kararda, yabancı mahkeme ilamının tenfiz edilebilmesi için kesinleşme belgesinin dava şartı olduğu açıkça vurgulanmıştır. Yargıtay, kesinleşme şerhi veya kesinleştiğini gösteren belgenin sunulmaması halinde mahkemenin bu eksikliği re’sen dikkate alması gerektiğini belirtmiştir.
2) 11. Hukuk Dairesi 2019/5368 E. , 2020/4418 K.
Bu kararda, yabancı mahkeme kararının tanınabilmesi için kararın onaylı örneği ve kesinleşme şerhli tercümesinin dava dilekçesi ile birlikte sunulmasının zorunlu olduğu ifade edilmiştir. Bu belgeler dava şartı niteliğinde olup, mahkeme tarafından kendiliğinden incelenir.
3) 2. Hukuk Dairesi 2014/17694 E. , 2014/25089 K.
Yargıtay bu kararında, tenfiz dilekçesine eklenmesi gereken belgelerde eksiklik bulunması halinde bu eksikliğin yargılama sırasında tamamlanabileceğini belirtmiştir. Ancak yine de yabancı ilamın aslı veya usulüne uygun onaylı örneği ile tercümesinin sunulmasının zorunlu olduğu vurgulanmıştır.
4) 3. Hukuk Dairesi 2012/21416 E. , 2012/26157 K.
Bu kararda, tanıma ve tenfiz davalarında yabancı mahkeme ilamının onaylı örneği, kesinleşme belgesi ve bunların tercümelerinin birlikte sunulmasının zorunlu olduğu açıkça ifade edilmiştir. Eksik belge ile açılan davalarda usul eksikliği oluşacağı belirtilmiştir.
5) 3. Hukuk Dairesi 2019/2916 E. , 2020/1852 K.
Yargıtay, bu kararında tanıma ve tenfiz davalarında belge setinin eksiksiz olmasının ve kanunda sayılan şartların birlikte değerlendirilmesinin zorunlu olduğunu vurgulamıştır. Özellikle kesinleşme belgesi ve onaylı tercümenin bulunmaması, davanın sağlıklı yürütülmesini engelleyen temel eksiklikler arasında gösterilmiştir.

Tanıma ve Tenfiz Davası Açmak İçin Gerekli Belgeler Nelerdir?
- Yabancı mahkeme ilamının aslı ya da tasdikli sureti,
- Kararın kesinleşme şerhi,
- Apostil şerhi,
- Bu belgelerin yeminli tercüman tarafından Türkçe çevirisi,
- Pasaport ve nüfus cüzdanı fotokopisi,
- Noter tasdikli avukat vekaletnamesi
Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının tanıma ve tenfiz davası için Türkiye’ye gelmelerine gerek yoktur. Hukuk büromuzun uzman avukatlarına vekalet vererek, kısa sürede yurt dışı mahkemesince verilen boşanma kararınızın Türk Mahkemeleri’nce tanıma ve tenfiz işlemlerini tamamlayabilirsiniz.
Tanıma Tenfiz Avukat ve Tanıma ve Tenfiz Davaları. Tanıma ve tenfiz davaları Türk yargı sistemi içinde oldukça önemli bir yere sahiptir. Özellikle yurtdışında yaşayan birçok Türk vatandaşının olduğu düşünülünce bu davaların önemi iki kat artmaktadır. Tanıma ve tenfiz davaları en basit tabiriyle; yurtdışında görülen ve karara bağlanan bir davanın, Türkiye’de de geçerli olabilmesi için, Türk mahkemelerinin bu kararı onaylaması anlamına gelmektedir.
Örneğin; Almanya’da bir Türk vatandaşının, eşiyle boşanmış olması halinde, Türkiye’de bu kararın geçerli sayılabilmesi için mahkemelere tanıma ve tenfiz davası açılmış olması gerekmektedir. Bu nedenle evliliğin bitmiş olmasına rağmen Türkiye’de mal satışı veya çocukların velayeti gibi birçok konuda tanıma ve tenfiz davası açılmadığı için sorunlar yaşamanız mümkündür.
Tanıma ve tenfiz davaları açılmadan önce davaların kısa sürede sonuçlanması için mutlaka belgelerin eksiksiz olarak ilgili mahkemeye sunulması gerekmektedir. Bu belgelerde herhangi bir yanlışlık ya da eksiklik olması halinde dava süresi oldukça uzun bir zamana yayılabilir.
Tanıma ve tenfiz davalarının Türkiye’de görülebilmesi için aranan öncelikli şart ise Türkiye ile davanın görüldüğü ülke arasında hukuki anlaşmaların olması gerekmektedir. Bunun yanı sıra verilen kararın Türk kamu düzenine ve hukukuna aykırılık teşkil etmemesi gerekir. Devletlerin egemenlik hakları kapsamında, başka ülkelerde verilen bir hukuki kararın geçerli olması düşünülemez. Bu kararların geçerli olabilmesi ve tanınması için kanunlarda açıkça belirtilmiş olması gerekir.
Tanıma ve Tenfiz Davalarında İstenen Belgeler Nelerdir?
Tanıma ve tenfiz davalarının açılması, yurtdışında alınan bir kararın Türkiye’de geçerli olabilmesi için zorunluluk teşkil etmektedir. Aksi takdirde mahkeme kararı hangi ülkede alınmışsa karar o ülke için bağlayıcıdır. Bağımsız devletlerde alınan bu kararların tanınması için yeniden dava açılmalı ve kararların geçerliliğine ilişkin olumlu karar verilmelidir.
Tanıma ve tenfiz davalarında ihtiyaç duyulan en önemli belgelerden biri yabancı mahkemenin vermiş oldu kararın yazılı olduğu belgedir. Bu karar ıslak imzalı ve mühürlü olarak aslının tanıma ve tenfiz davasını görecek olan mahkemeye teslim edilmesi gerekmektedir. Bunun yanı sıra davanın kesin olarak sonuçlandığına ilişkin yazı da mahkemeye sunulmalıdır. Türkiye’de görülen tanıma ve tenfiz davalarında henüz karara bağlanmamış olan davalar için başvuru yapılamamaktadır.
Tanıma ve tenfiz davalarında apostil belgesi en önemli unsurdur. Konsolosluklardan alınacak bu belge mahkeme kararının kesinleştiğinin onaylanması anlamına gelmektedir. Yurt dışında bulunan Türk temsilcilikleri, apostile ile kişilerin mahkeme kararlarının yetkili makamlarca verildiğine dair onay vermesi anlamına gelmektedir. Bu belge, Türkiye’de görülecek olan davanın seyrinde oldukça önemlidir. Türk konsoloslukları ya da büyükelçilik, davaya karar veren mahkemenin yetkili olduğunu bu belge ile onaylamaktadır.
Tanıma ve tenfiz davalarında gerekli olan bir diğer belge, mahkeme kararının yeminli bir tercüman tarafından Türkçeye çevrilmesidir. Türkiye’de yargı dili Türkçe olduğu için bu kararın hangi dilde olursa olsun Türkçeye uygun usullerle çevrilmiş olması gerekir.
Tanıma ve Tenfiz Davalarında Avukat Danışmanlığının Önemi!
Türk yargı sisteminde görülecek olan tüm davalar gibi tanıma ve tenfiz davaları içinde avukatlık danışma hizmetinin alınması elzemdir. Tanıma ve tenfiz davalarında yabancı bir ülkede alınan kararlar değerlendirileceği için bu davaların prosedürleri ve görülme biçimleri normal davlardan daha farklı bir seyir izleyebilir. Bunun için mutlaka avukatlık ve danışmanlık hizmetleri talep edilmelidir. Türkiye’de birçok avukatlık bürosu tanıma ve tenfiz avukatlığı hizmeti vermektedir.
Tanıma ve tenfiz davalarında avukatlara vekâlet verildiği takdirde davalara tarafların bizzat katılmasına gerek yoktur. Bu kapsam doğrultusunda yurtdışında alınan bir mahkeme kararının Türkiye’de de geçerli olmasını isteyen kişilerin Türkiye’ye gelmeden de mahkeme işlemlerini yapmaları mümkündür.
Tanıma ve tenfiz davalarının açılabilmesi için bazı ön şartların taşınması gerekmektedir. Tanıma ve tenfizin ön şartları arasında; yabancı mahkeme tarafından bir ilamın verilmesi, verilen kararın hukuk davası niteliği taşıması, kararın kesinleşmiş olması gerekmektedir. Bu ön şartların yanı sıra esasa ilişkin şartlarda tanıma ve tenfiz davaları için gereklidir. Esasa ilişkin şartlar; Türkiye ve kararın verildiği ülke arasında mütekabiliyetin olması, Türk mahkemelerinin yetkisi dışında bir kararın verilmiş olmaması, verilen kararın kamu düzenine aykırı olmaması ve kararın savunma haklarına riayet edilerek verilmiş olmaması gerekmektedir.
Tanıma ve tenfiz davalarının açılabilmesi için avukatlardan danışmanlık hizmeti alarak, söz konusu davanın esasa ilişkin ve ön şartları taşıyıp taşımadığı değerlendirilebilir. Kanunlarda belirlenen bu şartların taşınması halinde Türkiye’de yetkili olan mahkemelere tanıma ve tenfiz davası açmak mümkündür. Mahkeme eğer kararı tanıdığına dair karar verirse, yabancı ülkede alınan mahkeme kararı Türkiye’de de geçerli olmaktadır.
Tanıma ve tenfiz davalarında zaman aşımı süresi, davaya konu olan yabancı mahkeme kararının niteliğine göre değişebilmektedir. Bu davalar genellikle ilam niteliği taşıdığı için Türk mahkemelerinde zaman aşımı süresi ilam usulüne göre uygulanır. Bu kapsam doğrultusunda tanıma ve tenfiz davlarında zaman aşımının 10 yıl olduğu düşünülebilir. Tanıma ve tenfiz davalarının açılabilmesi için kişilerin bir avukat eşliğinde dava dilekçesi hazırlaması ve ilgili diğer belgelerle birlikte mahkemeye başvuru yapması gerekmektedir.
Tanıma Tenfiz Avukat ve Tanıma ve Tenfiz Davaları
Tanıma ve tenfiz davalarının açılması ve takip edilmesi esnasında Tanıma Tenfiz Avukat desteği ve danışmanlık alınmasını tavsiye ediyoruz.
Tanıma davası; yabancı bir mahkemeden bir hukuk davasına ilişkin olarak verilen ve verildiği mahkemenin tabi olduğu hukuk sistemi uyarınca kesinleşmiş olan mahkeme kararlarının Türkiye’de de “kesin delil” ve “kesin hüküm” teşkil etmesini sağlamaya yönelik davalardır.
Tenfiz davası ise; icra kabiliyetine sahip olan mahkeme kararlarının Türkiye’de de icra edilebilirliğini sağlamaya yönelik davalardır. Diğer bir deyişle tanıma davaları; yalnızca “kesin delil” ve “kesin hüküm” niteliği kazandıran davalar olup icra kabiliyeti kazandırma gücüne sahip değildir. Oysa tenfiz davaları; tanıma davalarının sağladığı etkilerin yanı sıra icra kabiliyetine de yol açar. Bu sebeple kararın tanınmasına ilişkin şartlar ile tenfizine ilişkin şartlar farklılık arz etmektedir.
Tenfiz yerine getirme ise, “yabancı memleketlerde hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye’de icra olunabilmesine, yetkili Türk Mahkemesi’nin karar vermesidir (MÖHUK. m. 34). Devletler özel hukuku uyarınca yabancı bir mahkeme kararının başka bir ülkede tenfizi (yerine getirilebilmesi ) yerine getirilecek ülke hakiminin kararına bağlıdır ki, buna Devletler özel Hukukunda Exaqvuatur kuralı denir. Milletlerarası özel hukukun Exaqvuatur kuralı uyarınca tenfiz kararıdır.
Tanıma Tenfiz Davası Sıkça Sorulan Sorular Nelerdir?
Yurt dışında verilen mahkeme kararlarının Türkiye’de geçerli olabilmesi için tanıma ve tenfiz davası açılması gerekmektedir. Özellikle boşanma, evlat edinme gibi konularda sıklıkla başvurulan bu hukuki süreç, yabancı bir mahkeme tarafından verilen kararların Türkiye’de de tanınmasını ve uygulanmasını sağlar. İşte tanıma ve tenfiz davalarına ilişkin en sık sorulan sorular ve yanıtları:
- Tanıma ve Tenfiz Nereden Alınır?
Tanıma ve tenfiz davası, Türkiye’de Asliye Hukuk Mahkemelerinde açılır. Eğer boşanma gibi aile hukukuna ilişkin bir kararın tanınması söz konusuysa, Aile Mahkemesi de yetkilidir. Yurt dışında verilen bir mahkeme kararının Türkiye’de geçerli olabilmesi için bu davanın açılması zorunludur. Ayrıca davayı açmak için Türkiye’de ikamet eden avukatlarla çalışmak önerilir.
- Tanıma ve Tenfiz Davası Nerede Açılır?
Tanıma ve tenfiz davası, davalının Türkiye’deki yerleşim yeri mahkemesinde açılır. Eğer davalının Türkiye’de bir adresi yoksa, Türkiye’deki son yerleşim yeri mahkemesi ya da İstanbul, Ankara veya İzmir gibi büyük şehirlerde açılabilir. Mahkeme seçimi, davanın açılacağı yer açısından önemlidir, bu nedenle avukat yardımıyla en uygun mahkemenin seçilmesi önerilir.
- Tanıma Tenfiz Davası Ne Kadar?
Tanıma ve tenfiz davasının maliyeti, davanın karmaşıklığına ve mahkemenin iş yüküne bağlı olarak değişebilir. 2024 yılı itibarıyla avukatlık ücreti, mahkeme harçları, çeviri ve noter ücretleri gibi masraflar göz önünde bulundurulduğunda, bu tür davaların maliyeti ortalama 25.000-30.000 TL arasında olabilir. Ancak her davanın kendine özgü koşulları olduğu için kesin maliyet avukatınızla görüşülmelidir.
- Tanıma Tenfiz Davası Ne Kadar Sürer?
Tanıma ve tenfiz davalarının ne kadar süreceği, mahkemenin iş yüküne ve tarafların hızlı hareket etmesine bağlıdır. Genellikle, 4 ila 6 ay arasında sonuçlanması beklenir. Ancak itirazların olması ya da taraflardan birinin duruşmaya katılmaması gibi durumlarda süreç uzayabilir.
- Tanıma Tenfiz İçin Mahkeme Kararının Aslı Gerekli mi?
Evet, tanıma ve tenfiz davalarında mahkeme kararının aslı veya mahkeme tarafından onaylanmış Apostil olan bir sureti gereklidir. Ayrıca, kararın yeminli tercüman tarafından Türkçe’ye çevrilmiş ve noter onaylı olması da şarttır. Bu belgeler, mahkeme sürecinin başlatılabilmesi için en önemli unsurlardandır.
- Tenfiz Davası Açılmazsa Ne Olur?
Yurt dışında boşanmış veya başka bir mahkeme kararı almış bir kişi, Türkiye’de bu kararın geçerli olmasını istiyorsa mutlaka tenfiz davası açmalıdır. Tenfiz davası açılmadığı takdirde, yabancı mahkeme kararı Türkiye’de geçerli sayılmayacak ve örneğin yurt dışında boşanan kişi Türkiye’de halen evli görünecektir. Bu da ileride tekrar evlenmek ya da mal paylaşımı gibi konularda sorunlara yol açabilir.
- Tenfiz Şartları Nelerdir?
Bir yabancı mahkeme kararının Türkiye’de tanınması için bazı şartlar vardır:
Mahkeme kararının yabancı bir ülkede verilmiş olması,
Kararın taraflarca itiraz edilmemiş ya da kesinleşmiş olması,
Kararın Türk kamu düzenine aykırı olmaması,
Kararın Türkiye’deki yetkili mahkemeye başvurulması. Bu şartların sağlanması halinde, yabancı mahkeme kararı Türkiye’de de uygulanabilir hale gelir.
- Evlat Edinme Tanıma mı Tenfiz mi?
Evlat edinme, yabancı mahkemede verilen bir karar olduğunda tenfiz davası ile Türkiye’de tanınır. Evlat edinme gibi aile hukukuna ilişkin bir kararın uygulanabilmesi için tenfiz davasının açılması şarttır. Böylece, evlat edinme işlemi Türkiye’de de resmi olarak geçerli hale gelir.
- Tenfiz Davaları Duruşmalı mı?
Tanıma ve tenfiz davaları genellikle duruşmalı olarak görülür. Davada, mahkeme tarafların beyanlarını alır ve tanınacak ya da tenfiz edilecek kararla ilgili inceleme yapar. Tarafların duruşmaya katılması, davanın hızlanmasını sağlayabilir.
- Almanya’da Boşanan Biri Türkiye’de Nasıl Boşanır?
Almanya’da boşanan bir kişi, bu boşanmanın Türkiye’de geçerli olabilmesi için tenfiz davası açmalıdır. Tenfiz davası açılmadığı takdirde, kişi Türkiye’de resmi olarak evli görünmeye devam eder. Bu durum, yeni bir evlilik yapmak ya da Türkiye’de mal paylaşımı gibi işlemleri gerçekleştirmek için sorun teşkil edebilir.
- Tanıma Davasını Kim Açabilir?
Tanıma davasını, yurt dışında verilen mahkeme kararıyla ilgisi olan kişi ya da kişiler açabilir. Boşanma, evlat edinme gibi davalarda, davanın taraflarından biri ya da vekilleri davayı açabilir. Avukatlar, süreçle ilgili danışmanlık ve dava takibi hizmeti verir.
- Tanıma Tenfiz Davası Adli Tatilde Görülür mü?
Evet, tanıma ve tenfiz davaları adli tatil döneminde de görülebilir. Acil nitelikteki davalar arasında yer aldığından, adli tatil süresince de duruşmalar yapılabilir ve davalar ilerleyebilir.
Tanıma ve Tenfiz Davasında Avukatın Rolü Nedir?
Ankara’da bir tanıma ve tenfiz davası açmayı planlıyorsanız, avukat rehberliği oldukça önemlidir. İşte avukatın bu süreçte oynadığı önemli roller:
Belgelerin Hazırlanması: Tanıma ve tenfiz davalarında, yabancı mahkeme kararının aslı ve Türkçe tercümesi gibi belgelerin eksiksiz hazırlanması şarttır. Avukat, bu belgelerin doğru bir şekilde temin edilmesini ve hazırlanmasını sağlar.
Mahkeme Süreci: Tanıma ve tenfiz davaları, Türkiye’deki Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmektedir. Avukat, müvekkilini mahkemede temsil eder, duruşmaların takibini yapar ve mahkeme kararının en kısa sürede alınmasını sağlar.
Hızlı ve Sorunsuz İşleyiş: Avukatın bilgi ve deneyimi sayesinde davanın hızlı bir şekilde sonuçlanması mümkün olur. Belgelerin eksiksiz hazırlanması ve doğru zamanlama ile süreç daha etkili yönetilir.
Hak Kaybını Önleme: Özellikle boşanma ve mal paylaşımı gibi hassas konularda hak kaybı yaşamamak için bir avukatın yardımına başvurmak kritik öneme sahiptir. Yanlış yapılan başvurular ya da eksik belgeler yüzünden hak kayıpları yaşanabilir.
Tanıma ve Tenfiz Davası Avukat ve Danışmanlık Konuları Nelerdir?
Tanıma ve tenfiz davaları birçok farklı durumda açılabilir. İşte bu davalarda avukatın danışmanlık verdiği bazı önemli konular:
Yabancı Boşanma Kararlarının Tanınması ve Tenfizi: Almanya, Fransa, ABD gibi ülkelerde alınmış boşanma kararlarının Türkiye’de geçerli olabilmesi için tanıma ve tenfiz davası açılmalıdır. Bu davalar, evlilik durumunun resmi olarak Türkiye’de de sona ermesini sağlar.
Evlat Edinme Kararlarının Tanınması: Yurt dışında evlat edinme sürecini tamamlayan kişilerin, bu kararı Türkiye’de geçerli kılabilmesi için tenfiz davası açmaları gerekir. Avukatlar, sürecin sorunsuz işlemesi için gerekli tüm belgeleri hazırlayıp mahkemeye sunar.
Maddi ve Manevi Tazminat Kararlarının Tenfizi: Yabancı bir ülkede tazminat kazanan kişiler, bu kararın Türkiye’de icra edilebilmesi için tenfiz davası açmalıdır. Avukat, müvekkilinin alacağına en kısa sürede kavuşabilmesi için gerekli hukuki adımları atar.
Vasiyetname ve Miras Kararlarının Tanınması: Yurt dışında düzenlenen vasiyetnameler ya da mirasla ilgili mahkeme kararları, Türkiye’de geçerli olabilmesi için tanıma ve tenfiz davası açmayı gerektirir. Avukatlar, miras paylaşımı ve diğer süreçlerin hızlı ilerlemesini sağlar.
Boşanma Tanıma Avukatı Ankara Danışmanlık Konuları
Boşanma tanıma davasında avukatlık hizmetleri ve danışmanlık, sürecin etkin ve doğru şekilde ilerlemesi açısından kritik öneme sahiptir. Bu hizmetler kapsamında, uzman avukatlar, müvekkillerin dava öncesi durumlarını detaylı şekilde analiz eder ve olası hukuki riskleri belirler. Dava stratejisinin oluşturulmasında, tarafların hukuki statüsü ve mevcut deliller dikkate alınarak en uygun yol haritası çizilir. Ayrıca, uluslararası hukuk kuralları ve iç mevzuat çerçevesinde, tanıma işleminin başarıyla tamamlanması için gereken bütün prosedürler ve belgeler titizlikle planlanır.
Danışmanlık hizmetleri, müvekkillerin dava sürecinde bilinçli kararlar almasını sağlar. Bu kapsamda, hukuki prosedürler ve olası sonuçlar detaylı bir şekilde açıklanır. Özellikle, yabancı mahkeme kararlarının tanınması aşamasında, kararın geçerliliği ve tanıma şartları konusunda bilgi verilir. Ayrıca, müvekkillerin hak ve yükümlülükleri hakkında geniş kapsamlı bilgilendirmeler yapılır. Süreç boyunca ihtiyaç duyulabilecek belgelerin hazırlanması ve uygun dava stratejisinin belirlenmesi, uzman avukatların güvenilir danışmanlığıyla mümkün olur.
Son olarak, davanın seyrine göre, maliyetler ve ücretlendirme politikaları net bir şekilde belirlenir. Bu sayede, müvekkiller mali yükümlülükler konusunda bilinçli hareket edebilir. Profesyonel avukatların deneyimi ve hukuki bilgisi, tanıma davalarının başarıyla sonuçlanmasında önemli bir avantaj sağlar. Dolayısıyla, doğru ve kapsamlı avukatlık hizmetleri, sürecin sonuca ulaşması açısından vazgeçilmez bir unsurdur.
Tanıma ve Tenfiz Avukatı Strateji Yönetimi
Strateji geliştirme ve maliyet yönetimi, boşanma tanıma davasında başarının ve sürdürülebilirliğin sağlanmasında kritik öneme sahiptir. İlk aşamada, dava sürecinin gerektirdiği tüm hukuki ve taktiksel adımlar detaylı bir şekilde planlanmalı, olası riskler ve belirsizlikler titizlikle analiz edilmelidir. Bu kapsamda, müvekkilin durumu ve davanın özellikleri dikkate alınarak, en uygun hukuki stratejiler belirlenir ve kısa, orta ve uzun vadeli hedefler netleştirilir.
Maliyet yönetimi açısından ise, dava süresince ortaya çıkabilecek giderlerin tahmini yapılmalı, bu giderler arasında mahkeme ücretleri, uzman bilirkişi ücretleri, seyahat ve iletişim giderleri gibi kalemler öngörülmelidir. Ayrıca, hizmetlerin maliyet etkin şekilde yürütülebilmesi için, alternatif çözüm yolları araştırılmalı ve gerektiğinde arabuluculuk gibi uzlaşı yoluna da yönelinmelidir. Bu sayede, müvekkilin finansal yükü minimize edilirken, davanın başarıyla sonuçlanma olasılığı artırılır.
Strateji ve maliyet yönetimi sürecinde, iletişim ve bilgi akışının etkin olması gerekir. Bu bağlamda, avukat ve müvekkil arasında düzenli bilgilendirme toplantıları ve raporlamalar gerçekleştirilmeli; böylece, dava seyrine uygun güncellemeler yapılabilir. Ayrıca, maliyetlerin kontrol altında tutulması adına, sözleşmeye dayalı hizmet planları ve harcamalar önceden belirlenerek, sürpriz giderlerin önüne geçilir.
Son olarak, esnek ve uyarlanabilir bir strateji benimsemek, davanın seyrine göre güncellemeleri ve maliyetleri optimize etmek açısından büyük önem taşır. Bu bütünsel yaklaşım sayesinde, hem hukuki başarı sağlanır hem de mali yükler kontrollü bir biçimde yönetilir, müvekkilin mali ve hukuki çıkarları korunur.
Tanıma Tenfiz Avukat – Yargıtay Kararları
TANIMA DAVASI – ANLAŞMALI BOŞANMADA TARAFLARIN YABANCI MAHKEMEDE BİZZAT DİNLENİLMEMİŞ OLMASININ KAMU DÜZENİNE AYKIRI OLMASI – DAVALININ YABANCI MAHKEMEDE AVUKAT İLE TEMSİL EDİLDİĞİ – İSTEĞİN REDDİNİN İSABETSİZ OLMASI – KARARIN BOZULMASI
ÖZET: Yabancı mahkeme ilamına konu anlaşmalı boşanmada, tarafların yabancı mahkemede bizzat dinlenilmemiş olmasının Türk kamu düzenine açıkça aykırı olduğundan söz edilemez. Ayrıca davalının, hükmü veren yabancı mahkemede de o yer kanunları uyarınca usulüne uygun şekilde avukat ile temsil edildiği de anlaşılmaktadır. O halde; yabancı mahkeme ilamını tanıma koşulları oluştuğu halde isteğin reddi doğru değildir.
Tanıma Tenfiz Avukat Ücreti Yargıtay Kararları
TANIMA DAVASI – TARAFLARIN TÜRK MAHKEMELERİNCE BOŞANMALARINA KARAR VERİLDİĞİ VE BUNUN NÜFUS KAYITLARINA İŞLENMİŞ OLDUĞU – YABANCI MAHKEME KARARININ TANINMASININ KAMU DÜZENİNE AYKIRILIK OLUŞTURACAĞI – DAVANIN REDDİ GEREĞİ – HÜKMÜN ONANDIĞI
ÖZET: Davacı vekili tarafından tarafların Weilburg Sulh Hukuk Mahkemesi’nin kararıyla boşandıkları, kararın kesinleştiği belirtilerek yabancı mahkeme kararının Türkiye’de tanınmasına, nüfus idaresindeki kaydın boşanmış olarak değiştirilmesine karar verilmesi talep edilmişse de, Kandıra Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararıyla tarafların boşanmalarına karar verildiği, kararın kesinleştiği, nüfus kayıtlarına işlendiği, tanınması istenen yabancı mahkeme kararının aynı konuda, aynı taraflar arasında, aynı sebebe dayanarak Türk Mahkemeleri’nden verilen bir kararla bağdaşmayacak nitelikte olmasının kamu düzenine aykırılık teşkil edeceği için tanıma ve tenfiz engeli olduğu tarafların Kandıra Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararıyla boşanmalarına karar verilmesi ve bunun nüfus kayıtlarına işlenmiş olduğu gözetildiğinde, bununla bağdaşmayacak şekilde yabancı mahkeme kararının tanınmasının kamu düzenine aykırılık oluşturacağı dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi isabetlidir. Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince avukat ….. avukatlık ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
Tanıma Tenfiz Avukat Ücreti Yargıtay Kararları
BOŞANMA KARARININ TANIMA VE TENFİZİ İSTEMİ – GENEL VEKALETNAME FOTOKOPİSİNDE DAVACIYA AİT FOTOĞRAF BULUNMADIĞI – DAVAYI TAKİP YETKİSİ KABUL OLUNMAYAN VEKİLİN MÜVEKKİLİNE DURUMUN BİLDİRİLEREK KENDİLİĞİNDEN DAVACIYA DAVETİYE GÖNDERİLMESİ GEREĞİ
ÖZET: Dava, davaya vekalet ehliyeti olan avukat tarafından açılmıştır. Ancak genel vekaletname fotokopisinde davacıya ait fotoğraf bulunmamaktadır. Mahkemenin, davayı takip yetkisi kabul olunmayan böyle bir vekilin müvekkiline (davacıya) durumu bildirerek bir defaya mahsus olmak üzere kendiliğinden davetiye göndermesi gerekir.
0 SORULAR
Tanıma Tenfiz Avukat Aydınlatıcı bilgiler için teşekkür ederim.. Başarılar dilerim..
Tanıma Tenfiz Avukat hukuk mahkemesine başvuru dilekçe örneği bulabilirmiyim..
Tanıma Tenfiz Avukat Bu dava için nasıl bir hazırlık aşaması vardır..Cevap verirseniz sevinirim..
Tanıma Tenfiz Avukat hukuk mahkemesine temyiz dilekçesi örneği varmıdır. Bana yardımcı olurmusunuz..
Tanıma Tenfiz Avukat bu konu hakkında geri dönüş yaparsanız sevinirim iyi çalışmalar.
Tanıma Tenfiz Avukat Acaba bu dava ne kadar sürer veya sonuçlanır..