Çekin Ödenmemesi İçin Menfi Tespit Davası

Çekin Ödenmemesi İçin Menfi Tespit Davası Açılır MI? Menfi tespit davası açılması genellikle borçtan kurtulma ve borçlu olunmadığının tespiti olarak da bilinmektedir. Bu dava sayesinde, alacaklının elinde bulunun çek, borçlunun üzerinde hüküm doğurmayacaktır. Bunun olması için borçlunun icra takibinden önce de sonra da menfi tespit davası açması mümkündür. Önce ve sonra açılması durumunda teminat açısından fark vardır. Tüm bu durumlar İcra İflas Kanununda düzenlenmiştir.

İcra İflas Kanunundaki düzenlemeye göre, borçlunun icra takibinden önce veya icra takibi sırasında borçlu bulunmadığının ispatı için menfi tespit davası açmasının önünde hiçbir engel yoktur. Çekin ödenmemesi hakkında menfi tespit davasının açılması için hukuki dayanak İcra İflas Kanunu olacaktır.

Menfi Tespit Davasının Açılma Anı:

Menfi tespit davasının açılması için kanundan hareketle iki farklı an öngörülmüştür. Bu anlar:

  1. İcra takibinden önce
  2. İcra takibinden sonra

Olmak üzere 2 tanedir. Bu iki esnada da icra takibi açılması mümkündür. Ancak arada maddi bir farklılık vardır. İcra takibinden önce %15 teminat ile icra takibinin durması sağlanabilir. Burada bir tedbir kararından söz etmek mümkündür. Ancak icra takibinden sonra menfi tespit davası açılmak istenirse, borcun tamamen kapanması ve bundan sonra %15 teminatla tedbir kararının alınması söz konusu olacaktır. Tedbir kararının alınması önemlidir. Borçluyu rahatlatacak bir müessesedir. Ancak tedbir karar alınmazsa da hala başvurulabilecek yöntemler bulunmaktadır. Bunun başında istirdat davası gelmektedir. Eğer ki borçlu menfi tespit davası açmasına rağmen tedbir kararı almamışsa ve bu sebeple borcunu ödemek zorunda kalmışsa istirdat davası açılması ve ödenmiş borcun geri alınması mümkündür.

Menfi Tespit Davası Açılmasında Zamanaşımı:

Menfi tespit davası açılırken zamanaşımı süresine uyulması gerekmektedir. Menfi tespit davası dilekçe örneğine bakıldığında, söz konusu dilekçenin süresi içinde verilmesi önem teşkil edecektir. İcra İflas Kanununa göre burada geçerli olan süre 1 yıldır. Takibe itiraz edilmemişse veya takip kaldırılmışsa, borç ödendiyse, 1 yıl içinde davanın açılması gerekmektedir. Bu dava sayesinde ödenen para geri alınabilecektir ama 1 yıllık süre geçirilirse hak düşecektir. Bu yüzden 1 yıllık sür hak düşürücü süredir.

Menfi Tespit Davasında Başvurulacak Merci:

Menfi tespit davası açılırken görevli ve yetkili mahkemeyi belirlemek önemlidir. Menfi tespit davasının açılacağı mahkemenin görevi, dava konusuna göre belirlenmektedir. Burada çekin ödenmemesinden söz edilmektedir yani bir kambiyo senedi söz konusudur. Davanın Sulh Hukuk veya Asliye Hukuk’ta görülmesi gerekir. Görev alanı bu şekilde belirlenir. Yetki ise, takibin yapıldığı icra dairesi veya davalının ikamet adresinin bağlı olduğu mahkemedir. Menfi tespit davası açılırken görev ve yetki bu şekilde belirlenir. Bu davada ispat yükü borçluya aittir. Borcunun haksız bir şekilde ödendiğinin ya da borcun bulunmadığını ispatla yükümlü olan kişi borçludur.

Çekin Ödenmemesi İçin Menfi Tespit Davası Yargıtay Kararları

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :

KARAR :Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile yapılan takipte, dayanak çeklere ilişkin olarak …5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/368 Esas sayılı dosya üzerinden açılan menfi tespit davası sebebiyle çek bedellerinin %15’i oranında teminat yatırıldığında davaya konu çeklerin ibrazı halinde ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verildiği, borçlunun Mahkemece öngörülen teminatı yatırması üzerine, tedbir kararı uyarınca işlem yapılmak üzere çeklerin bulunduğu muhatap bankaya müzekkere yazıldığı anlaşılmıştır.

Asliye Ticaret Mahkemesi’nin sözkonusu tedbir kararı yukarıda belirtildiği üzere çeklerin ibrazı halinde çek bedelinin muhatap banka tarafından alacaklılara ödenmemesine yönelik olup, İİK’nun 72/2. maddesi uyarınca icra takibinin durdurulmasına ilişkin bulunmamaktadır. Tedbir kararında açıkça bu çeklere dayanılarak icra takibi yapılmamasına dair bir açıklama da bulunmadığına göre, bahse konu tedbir kararının icra takibine girişilmesine engel olmadığı düşünülmelidir. O halde Mahkemece, borçlu vekilinin diğer şikayet nedenleri incelenerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile takibin iptali yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.01.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi. Çekin Ödenmemesi İçin Menfi Tespit Davası.

MENFİ TESPİT DAVASI – HÜKMÜN GEREKÇESİ OLUŞTURULURKEN DAVALI DEFTERLERİNİN İNCELENDİĞİ BELİRTİLMİŞ İSE DE DOSYA İÇERİĞİNDEN DAVALININ TİCARİ DEFTERLERİNİN DOSYAYA İBRAZ EDİLMEDİĞİ – DEFTERLERDE HARİCEN BİR İNCELEME YAPILMADIĞI – HÜKMÜN BOZULDUĞU

ÖZET: Mahkemece, hükmün gerekçesi oluşturulurken davalı defterlerinin incelendiği belirtilmiş ise de, dosya içeriği ve alınan bilirkişi raporuna göre davalının ticari defterlerinin dosyaya ibraz edilmediği ve üzerinde herhangi bir inceleme de, haricen bir inceleme yapılmadığı da anlaşılmaktadır. Bu durumda, yerel mahkeme kararının gerekçesinin dosya içeriğine uygun olmadığı tespit edilmiştir.

Karar: Davacı vekili asıl davada, davacı firmanın davalı firmaya mal alımından doğan borcun teminatı olarak teminat mektubu verdiğini, davalıya borç bulunmamasına rağmen davalının teminat mektubunu nakde çevirmek için ilgili bankaya başvurduğunu bildirerek, teminat mektubu nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine; birleşen davada ise, aynı nedenlerle teminat olarak verilen çekler nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre; asıl ve birleşen dava tarihi itibariyle davacının davalıya dava konusu teminat mektubu bedelinden fazla borcunun bulunduğu, her ne kadar davacı defterlerinde birleşen dava konusu çekler davalıya ödeme olarak kaydedilmiş ise de, çeklerin bedellerinin ödenmediği gerekçeleriyle asıl ve birleşen davanın reddine, davalı lehine % 40 tazminata hükmedilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Mahkemece, hükmün gerekçesi oluşturulurken davalı defterlerinin incelendiği belirtilmiş ise de, dosya içeriği ve alınan bilirkişi raporuna göre davalının ticari defterlerinin dosyaya ibraz edilmediği ve üzerinde herhangi bir inceleme de, haricen bir inceleme yapılmadığı da anlaşılmaktadır. Bu durumda, yerel mahkeme kararının gerekçesinin dosya içeriğine uygun olmadığı tespit edilmiştir.

Diğer yandan, asıl ve birleşen davalar müstakil dava özelliklerini korurlar ve hükümde her biri için ayrı ayrı hüküm sonucu oluşturulması gerekir. Bu yön de gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm sonucu oluşturulması da HMK 297. maddesine aykırıdır.

MENFİ TESPİT DAVASI – DAVA DİLEKÇESİNİN 7201 SAYILI TEBLİGAT KANUNUNA GÖRE DAVALI TARAFA TEBLİĞ EDİLEREK DİLEKÇE AŞAMASININ TAMAMLANMASI BUNDAN SONRA İŞİN ESASI İNCELENİP SONUCUNA GÖRE BİR KARAR VERİLMESİ GEREKTİĞİ – HÜKMÜN BOZULDUĞU

ÖZET: Dava dilekçesinin 7201 sayılı Tebligat Kanununa göre davalı tarafa tebliğ edilerek dilekçe aşamasının tamamlanması, bundan sonra işin esası incelenip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın usulden reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

Davalılara, dava dilekçesi tebliğ edilmemiştir. Mahkemece, davacı tarafça davalıların tebliğe yarar geçerli bir adreslerinin bildirilmediği gerekçesiyle HMK 119/2 maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı, dava dilekçesi ile davalıların adresi olarak “…” olarak gösterilmiştir. Taraflar arasında imzalanan 24.10.2010 tarihli İnşaat Yapımı ve Taahhütname Sözleşmesinde de davalının adresi adres olarak gösterilmiş olduğu gibi, …Ticaret Sicil Müdürlüğünün 28.12.2014 tarih ve 176043 sayılı yazısı ile davalı şirketin adresinin gerçekten de bu adres olduğu anlaşılmaktadır. Başka bir anlatımla, 6100 sayılı HMK’nın 119. maddesine uygun olarak davalı tarafın adresinin gösterilmek suretiyle usulüne uygun olarak dava dilekçesinin mahkemeye sunulduğu görülmektedir. O halde, dava dilekçesinin 7201 sayılı Tebligat Kanununa göre davalı tarafa tebliğ edilerek dilekçe aşamasının tamamlanması, bundan sonra işin esası incelenip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın usulden reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

 

54 SORULAR

  1. MUTLU BİLİCİ dedi ki:

    Çekin Ödenmemesi İçin Menfi Tespit Davası Bu davada bir çok talebim oldu hiç bir şekilde sonuç alamadım bundan sonra ne yapılabilir.

  2. SERTEL IŞLAK dedi ki:

    Çekin Ödenmemesi İçin Menfi Tespit Davası Davanın açılabilmesi için avukata vekalet versek daha hızlı sonuçlanır mı?

  3. SENEM ALAY dedi ki:

    Çekin Ödenmemesi İçin Menfi Tespit Davası Ben yurtdışında yaşıyorum Türkiyeye gelmem dava sürecini etkilermi

  4. BİRGÜN ANAR dedi ki:

    Çekin Ödenmemesi İçin Menfi Tespit Davası Davayı ben hangi mahkemede açabilirim.. Davanın yetkili mahkemesi neresidir.. Saygılarımla.

AVUKATA SORU SORUN

Bize Ulaşın




[recaptcha]

BİZE ULAŞIN

İletişim Bilgileri