Soybağının Tespiti

YARGITAY KARARI: SOYBAĞININ TESPİTİ

T.C. YARGITAY 18.Hukuk Dairesi Esas:  2014/1804 Karar: 2014/4145 Karar Tarihi: 06.03.2014

BABALIĞIN TESPİTİ VE NAFAKA İSTEMİ – ANNE TARAFINDAN AÇILAN DAVANIN ÇOCUK ADINA VE ONU TEMSİLEN DE AÇILDIĞININ KABULÜ – AÇILAN DAVA SÜRESİNDE DEĞİL İSE DE DAVAYA KAYYIMIN KATILIMI SAĞLANARAK SONUCU UYARINCA BİR KARAR VERİLMESİ – HÜKMÜN BOZULDUĞU

ÖZET: Davacı, davalı ile olan fiili beraberliklerinden 12.02.2010 doğumlu H…’nın doğduğunu belirterek babalığın tespiti ve çocuk için nafakaya karar verilmesini istemiştir. Ana açtığı davada, evlilik dışı ilişkisinden doğan çocuğunun babasının belirlenmesini, davalı ile çocuk arasında soybağının hükümle kurulmasını istediğine göre, davanın çocuk adına ve onu temsilen de açıldığının kabulü gerekir. Davacı ana tarafından açılan dava süresinde değil ise de davaya kayyımın katılımının sağlanması, gösterdiği takdirde delillerinin toplanması ve sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekir. (4721 S. K. m. 301, 337, 342, 426)

Türk Medeni Kanunu’nun 301. maddesi uyarınca çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkemece belirlenmesini ana ve çocuk isteyebilirler. Dava babaya, ölmüşse mirasçılarına karşı açılır, 342. maddesinde ise ana ve babanın velayetleri çerçevesinde çocuklarının yasal temsilcileri olduğu düzenlenmiştir. Ana açtığı davada, evlilik dışı ilişkisinden doğan çocuğunun babasının belirlenmesini, davalı ile çocuk arasında soybağının hükümle kurulmasını istediğine göre, davanın çocuk adına ve onu temsilen de açıldığının kabulü gerekir.

Türk Medeni Kanunu’nun 337. maddesi uyarınca evlilik dışı ilişkiden doğan çocuğun velayeti anaya ait ise de, kanun koyucu, babalık davasında ananın her zaman çocuğun yararına davranmayacağı ilkesinden hareket ederek aynı yasanın 301/3. ve 426/2. maddesinde küçük için kayyım tayin edilmesini ve davanın Cumhuriyet Savcısı ile Hazine’ye; ana tarafından açılmışsa kayyıma, kayyım tarafından açılmışsa anaya ihbarını öngörmüştür. Böylece yargılamada ana ve babanın çocuk aleyhinde birleşmeleri ve onun zararına bir durumun doğumu önlenmek istenmiştir.

Davacı ana tarafından açılan dava süresinde değil ise de açıklanan nedenlerle davaya kayyımın katılımının sağlanması, gösterdiği takdirde delillerinin toplanması ve sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kayyımın davaya katılımı sağlanmadan hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,

YARGITAY KARARI: SOYBAĞININ TESPİTİ

T.C. YARGITAY 18.Hukuk Dairesi Esas:  2013/19778 Karar: 2014/5824 Karar Tarihi: 31.03.2014

BABALIĞIN TESPİTİ DAVASI – DAVANIN BABA OLDUĞU İDDİA EDİLEN KİŞİYE VE NÜFUS MÜDÜRLÜĞÜNE KARŞI AÇILDIĞI – DAVADA NÜFUS MÜDÜRLÜĞÜNÜN DAVALI OLARAK GÖSTERİLMESİNİN ONU YASAL HASIM HALİNE GETİRMEYECEĞİ – DAVANIN REDDİ

ÖZET: Somut olayda; davacı S.’nın dava dışı Ö. ile resmi evliliği içerisinde 29.03.2005 tarihinde doğan küçük A.’in gerçekte babasının davalı F. olduğunun tespiti talep edildiğine göre dava, Türk Medeni Kanunu’nun ilgili maddelerine dayanan babalığın tespiti istemine yöneliktir. Dava, baba olduğu iddia edilen kişiye ve nüfus müdürlüğüne karşı açılmıştır. Babalık davasında nüfus müdürlüğüne husumet düşmez. Bu bakımdan davada nüfus müdürlüğünün davalı olarak gösterilmesi onu yasal hasım haline getirmez. Ayrıca çocuk ile dava dışı Ö. arasında soybağı ilişkisi bulunmakta olup bu bağ kaldırılmadıkça babalık davası dinlenmez. Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler dikkate alındığında davanın reddine karar vermek gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. (4721 S. K. m. 282, 285, 286, 301, 303)

Türk Medeni Kanunu’nun 282. maddesinde; ”Çocuk ile ana arasında soybağı doğumla kurulur. Çocuk ile baba arasında soybağı, ana ile evlilik, tanıma veya hakim hükmüyle kurulur. Soybağı ayrıca evlat edinme yoluyla da kurulur., 285/1 maddesinde; “Evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün içinde doğan çocuğun babası kocadır.” 286. maddesinde; “Koca, soybağının reddi davasını açarak babalık karinesini çürütebilir. Bu dava ana ve çocuğa karşı açılır. Çocuk da dava hakkına sahiptir. Bu dava ana ve kocaya karşı açılır.” 301. maddesinde; “Çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkemece belirlenmesini ana ve çocuk isteyebilirler. Dava babaya, baba ölmüşse mirasçılarına karşı açılır. Babalık davası, Cumhuriyet savcısına ve Hazineye; dava ana tarafından açılmışsa kayyıma; kayyım tarafından açılmışsa anaya ihbar edilir.” 303. maddesinde; “Babalık davası, çocuğun doğumundan önce veya sonra açılabilir. Ananın dava hakkı, doğumdan başlayarak bir yıl geçmekle düşer. Çocuğa doğumdan sonra kayyım atanmışsa, çocuk hakkında bir yıllık süre, atamanın kayyıma tebliği tarihinde; hiç kayyım atanmamışsa çocuğun ergin olduğu tarihte işlemeye başlar. Çocuk ile başka bir erkek arasında soybağı ilişkisi varsa, bir yıllık süre bu ilişkinin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlar. Bir yıllık süre geçtikten sonra gecikmeyi haklı kılan sebepler varsa, sebebin ortadan kalkmasından başlayarak bir ay içinde dava açılabilir.” hükümleri bulunmaktadır.

Somut olayda; davacı S.’nın dava dışı Ö. ile resmi evliliği içerisinde 29.03.2005 tarihinde doğan küçük A.’in gerçekte babasının davalı F. olduğunun tespiti talep edildiğine göre dava, Türk Medeni Kanunu’nun 301 ve devamı maddelerine dayanan babalığın tespiti istemine yöneliktir. Dava, baba olduğu iddia edilen kişiye ve nüfus müdürlüğüne karşı açılmıştır. Babalık davasında nüfus müdürlüğüne husumet düşmez. Bu bakımdan davada nüfus müdürlüğünün davalı olarak gösterilmesi onu yasal hasım haline getirmez. Ayrıca çocuk ile dava dışı Ö. arasında soybağı ilişkisi bulunmakta olup bu bağ kaldırılmadıkça babalık davası dinlenmez. Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler dikkate alındığında davanın reddine karar vermek gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince bozulmasına, 31.03.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.