Mirasçıların Manevi Tazminat Talebi

Mirasçıların Manevi Tazminat Talebi Nedeniyle Dava Nasıl Açılır? Bir kişinin trafik kazası sonucunda hayatını kaybetmesi durumunda ölen kişinin yakınları ve ailesi duydukları üzüntü ve acıdan          dolayı kazaya sebebiyet veren tarafa manevi tazminat davası açabilme hakkına sahiptir.

Yakınların ve ölen kişinin ailesinin manevi tazminat davasını açabilmeleri için geçerli sebepler ve kanıtlarla beraber yetkili mahkemelere giderek başvuruda bulunmaları gerekir. Ölen kişinin yakınları ve ailesi manevi tazminatı almak için yakınlarının ölümünden hemen sonra mahkemelere başvuruda bulunarak davanın hızlı bir şekilde sonuçlanması için işlemlere başlayabilir.

Manevi Tazminat Hangi Amaçla Alınır?

Manevi tazminat davası bir kişinin trafik kazası veya başka bir sebepten dolayı hayatına gözlerini kapatması durumda arkasında bıraktıkları insanların acı ve üzüntü içinde kahrolmasının sonucunda ölen tarafın yakınlarının veya mirasçılarının kazaya sebep olan tarafa manevi tazminat davası açma hakkı bulunur. Manevi tazminat sayesinde geride kalan kişilerin maddi anlamda karşılanmayan ihtiyaçları bir şekilde karşılanır.

Manevi tazminat davasının açılması için muhakkak trafik kazası sonucunda kazayı yapan kişinin hayata gözlerini kapatması gerekir. Böyle bir durumla karşı karşıya kalındığı zaman ölen kişinin ailesinin ve yakınlarının yetkili mahkemelere başvuruda bulunmaları gerekir. Başvuruda bulunacak kişilerin ölen kişinin mirasçısı konumunda olmasına gerek yoktur. Sadece yakın çevresinden veya ailesinden biri olması yeterlidir. Bu sayede ölen tarafın yakınları ve ailesi duydukları acı ve ızdıraptan dolayı manevi tazminat alma hakkını elde eder.

Dava Açabilmek İçin Hangi Koşullar Gerekli?

Trafik kazası veya belli kaza sonucunda ölen tarafın duyduğu acı ve üzüntüden dolayı meydana gelen ruhsal bozukların karşılanması için kaza sonucunda ölen kişinin ailesi veya yakınları yetkili mahkemelere müracaat ederek manevi tazminat davası açmak için başvuru formunu doldurabilir. Aşağıda ölen tarafın ailesinin veya yakın çevresinin manevi tazminat alması için gereken şartlar detaylı bir şekilde verilir:

  • Ölen tarafın yakınlarının veya mirasçılarının manevi tazminat alabilmesi için kazayı yapan tarafın muhakkak ölüm eylemini gerçekleştirmiş olması gerekir.
  • Bunun dışında ölen tarafın ölüm haberinin gelmesinden sonra yakınlarının ve ailesinin şok içerisinde olup büyük ızdırap ve acı içerisinde olması gerekir.
  • Bununla beraber ölen tarafın yakınlarının ölüm haberinden sonra psikolojik açıdan çok fazla bunalım içerisinde olup iş faaliyetlerini gerçekleştiremeyecek konumda olması gerekir.

Ne Kadar Tazminat Alınır?

Ölen tarafın yakınlarının veya ailesinin belli koşulları yerine getirdikleri zaman tazminat davasını açabilme hakkı vardır. Ölen kişinin yakınlarının veya ailesinin manevi tazminat davasını açtıktan sonra mahkeme tarafından davanın sonucu olumlu bir şekilde sonlandırıldığı durumda ölen tarafın yakınları ve aileleri kaza yapan tarafın hastanede kalma sürelerini, tedavi masraflarını, cenaze işlemlerini, vb. masraflar göz önünde bulundurularak yasal olarak belirlenen miktarda manevi tazminat alınabilir. Bunun sonucunda ölen tarafın yakınlarının ve ailesinin duyduğu acıdan dolayı meydana gelen ruhsal rahatsızlıkların iyileşmesi için manevi tazminat verilir.

Mirasçıların Manevi Tazminat Talebi

YARGITAY KARARI: MİRASÇILARIN MANEVİ TAZMİNAT TALEBİ

Borçlar Kanunu’nun 47.maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete makul olması gereklidir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna dair zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir.

Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olması gereklidir. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu hususta takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir şekilde göstermelidir.

Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların eksiklik durumu, olayın ağırlığı , olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bununla birlikte olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenilirği önlemlerini yeteri kadar almamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da makul olarak tatmin duygusu yanısıra caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır.

MANEVİ TAZMİNAT ŞARTLARI

Manevi tazminat isteminin temelinde, davalıların haksız eylemi yatmaktadır. Bilindiği üzere, haksız eylemin öğeleri; zarar, fiil ile zarar arasında illiyet bağı, fiilin hukuka aykırı olduğundan ibarettir.

Öte yandan, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunun’un 47. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56.) maddesinde düzenlenen manevi tazminatta eksikliğin gerekmediği, yalnız takdirde etkili olabileceği, 22.06.1966 tarih ve 1966/7 Esas 1966/7 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıkça vurgulanmıştır. Bu kararın gerekçesinde, taktir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu hususta taktir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir şekilde göstermelidir.

Yine BK 47 (TBK 56). maddesi hükmüne göre; hâkimin özel halleri göz önünde tutarak, manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği tutar adalete makul olması gereklidir. Bu para tutarı, aslında ne tazminat ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna dair zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi, kuslinku olana yalnız hukukun ihlalinden ötürü yapılan bir kötülük de değildir. Aksine, zarara uğrayanda bir huzur duygusu uyandırmayı, bunun yanı sıra ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden, tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı, onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olması gereklidir.

Manevi tazminat, duyulan elem ve ızdırabın kısmen ve imkân nisbetinde iadesini amaçladığından hâkim, M.K.nun 4.maddesi gereğince hak ve nesafete göre takdir hakkını kullanarak, manevi tazminat miktarını belirleme etmelidir.

Hâkim saptamayi yaparken somut olayın özelliğini, zarar görenin ekonomik ve sosyal durumunu, paranın alım gücünü, maluliyet oranını,

YARGITAY KARARI: İŞ KAZASI SONUCU EŞ VE ÇOCUK İÇİN MANEVİ TAZMİNAT

MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT DAVASI – KAZASI SONUCU YAŞAMINI YİTİREN SİGORTALI – OLAYIN MEYDANA GELDİĞİ TARİHTE PARANIN ALIM GÜCÜ DİKKATE ALINDIĞINDA EŞ VE ÇOCUKLAR YARARINA HÜKMEDİLEN MANEVİ TAZMİNAT MİKTARININ YERİNDE OLDUĞU – DİRENME KARARININ ONANMASI

ÖZET: Dava, maddi ve manevi tazminat istemine dairdir. Somut olayın incelenmesinde, 03.12.2007 tarihinde meydana gelen iş kazası sebebiyle, davacıların yakınının ölümü ile sonuçlanan olayın meydana gelmesinde davacıların yakının % 20 oranında, işverenlerin ise % 80 kuslinku olduğu konularında uyuşmazlık bulunmamaktadır.  Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, direnme kararında açıklanan gerektirici nedenlere, olayın meydana geldiği tarihteki paranın alım gücü dikkate alındığında mahalli mahkemece davacı eş ve çocuklar faydasına hükmedilen manevi tazminat miktarı yerindedir. Şu durumda, maddi olgular dikkate alındığında, mahalli mahkemenin takdir edilen manevi tazminat miktarına dair kararı yerinde olup; usul ve yasaya makul olan direnme kararının onanması gerekir.

Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete makul olması gereklidir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna dair zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olması gereklidir. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu hususta takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir şekilde göstermelidir.

Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların eksiklik durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bununla birlikte olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenilirği önlemlerini yeteri kadar almamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da makul olarak tatmin duygusu yanısıra caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır.

Yine BK 47 (TBK 56). maddesi hükmüne göre; hâkimin özel halleri göz önünde tutarak, manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği tutar adalete makul olması gereklidir. Bu para tutarı, aslında ne tazminat ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna dair zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi, kuslinku olana yalnız hukukun ihlalinden ötürü yapılan bir kötülük de değildir. Aksine, zarara uğrayanda bir huzur duygusu uyandırmayı, bunun yanı sıra ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden, tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı, onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olması gereklidir.  Manevi tazminat, duyulan elem ve ızdırabın kısmen ve imkân nisbetinde iadesini amaçladığından hâkim, M.K.nun 4. maddesi gereğince hak ve nesafete göre takdir hakkını kullanarak, manevi tazminat miktarını belirleme etmelidir.

Hâkim saptamayi yaparken somut olayın özelliğini, zarar görenin ekonomik ve sosyal durumunu, paranın alım gücünü, maluliyet oranını, beden gücü kaybı sebebiyle duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabı gözetmelidir (Hukuk Genel Kurulunun 28.05.2003 gün 2003/21-368-355 ve 23.06.2004 gün 2004/13-291-370 sayılı kararları). Somut olayın incelenmesinde, 03.12.2007 tarihinde meydana gelen iş kazası sebebiyle, davacıların yakınının ölümü ile sonuçlanan olayın meydana gelmesinde davacıların yakının % 20 oranında, işverenlerin ise % 80 kuslinku olduğu konularında uyuşmazlık bulunmamaktadır.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, direnme kararında açıklanan gerektirici nedenlere, olayın meydana geldiği tarihteki paranın alım gücü dikkate alındığında mahalli mahkemece davacı eş ve çocuklar faydasına hükmedilen manevi tazminat miktarı yerindedir.

YARGITAY KARARI: İŞ KAZASI SONUCU EŞ VE ÇOCUK İÇİN MANEVİ TAZMİNAT

TAZMİNAT DAVASI – İŞ KAZASI NEDENİYLE AĞIR BEDENSEL ZARARA UĞRAYAN SİGORTALININ YAKINLARININ MANEVİ TAZMİNAT TALEP ETME HAKLARININ BULUNDUĞU – EŞ İLE ÇOCUKLAR İÇİN UYGUN MİKTARLARDA MANEVİ TAZMİNATA KARAR VERİLMESİ GEREKTİĞİ – HÜKMÜN BOZULDUĞU

ÖZET: Somut olaya gelince; gerek haksız fiil zamanında yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar kanununda gerekse bu kanun zamanında gelişen içtihatlar ışığında düzenlenen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda iş kazası sebebiyle ağır bedensel zarara uğrayan sigortalının yakınlarının manevi tazminat talep etme haklarının bulunduğu konusunda tartışma bulunmamaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken öncelikli hususlar “yakınlık” kavramından ne anlaşılması gerektiği ile yaralanmanın “ağır bedensel zarara” neden olup olmadığıdır. Davacı sigortalı M. K.’un diğer davacıların yakını olarak onların eş ve babası olduğu ve yine sigortalının iş kazası sebebiyle ağır bedensel zararının doğduğu açıktır. Hal böyle olunca davacı eş A. K. ile çocuklar A. K. ve A. K. için makul miktarlarda manevi tazminata karar verilmesi yerine bu davacıların manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

5 SORULAR

  1. TEOMAN KOÇKAR dedi ki:

    Mirasçıların Manevi Tazminat Talebi Öncelikle bu bizleri aydınlattığınız için teşekkür ederim. Ankara dışına hizmetiniz var mı?

  2. FEHMİ BABAOĞLU dedi ki:

    Mirasçıların Manevi Tazminat Talebi Bu duruma karşılık olarak dava açmak istiyorum.

  3. CEYDA ESENER dedi ki:

    Mirasçıların Manevi Tazminat Talebi Şahitlerim mevcuttur ne yapmalıyım yardımcı olursanız sevinirim şimdiden teşekkür ederim ..

  4. EMİRCAN DERİNDERE dedi ki:

    Mirasçıların Manevi Tazminat Talebi bu konu hakkında geri dönüş yaparsanız sevinirim iyi çalışmalar.

  5. ALPEREN ATILGAN dedi ki:

    Mirasçıların Manevi Tazminat Talebi Davayı açma şartları nelerdir..

AVUKATA SORU SORUN

Bize Ulaşın




[recaptcha]

BİZE ULAŞIN

İletişim Bilgileri