Kişilik Haklarına Saldırıdan Dolayı Manevi Tazminat

Kişilik Haklarına Saldırıdan Dolayı Manevi Tazminat Davası Nedir? Kişilik hakları saldırıya uğramış vatandaşlar, mahkemelere başvuruda bulunarak manevi tazminat davası açabilir. Bu vatandaşların manevi tazminat davası açabilmeleri için psikolojik ve ruhsal açıdan belli olaylara maruz kalması gerekir. Bu olaylara maruz kalanlar, geçerli sebepler ve kanıtlar sunarak yetkili mahkemelere gidip başvuru formunu eksiksiz ve doğru bir şekilde doldurup davanın açılması için işlemlere başlayabilir. Gerekirse bu konu hakkında görevli avukatlardan yardım ve destek alabilir.

Suç Sayılan Durumlar

Bir mağdur vatandaşın manevi tazminat davası açabilmesi için belli durumların meydana gelmesi gerekir. Aşağıda manevi tazminat davasının açılmasına neden olan suçlar sırasıyla verilmektedir:

  • Manevi tazminat davasının açılması için mağdur olan tarafın bir başkası tarafından onuruna ve gururuna hareket edilip bu durumdan dolayı kişinin ruhsal açıdan çok zarara uğraması sonucunda manevi tazminat davası açılabilir.
  • Manevi tazminat davasının açılmasında bir diğer etken, bir kişinin sosyal medya ortamında başka bir vatandaşı ezecek ve aşağılık bir konuma getirecek bir şekilde hakaret ve küfür etmesidir. Bunun sonucunda hakarete maruz kalan tarafın psikolojik açıdan çok fazla hasar görmesinden dolayı manevi tazminat davası açabilir.
  • Bunun dışında manevi tazminat davası açacak kişilerin hiçbir koşulda bir suç işlememiş olması gerekir.

Yukarıda verilen durumlar sonucunda psikolojik açıdan zarara ve çöküntüye uğramış kişiler yetkili mahkemelere giderek başvuru formunu eksiksiz ve doğru bir şekilde doldurmaları gerekir. Başvuru formuna mağdur olan taraf, mağduriyet durumlarını detaylı bir şekilde belirterek manevi tazminat davası için başvuru işlemlerini tamamlamalıdır.

Tazminat Davaları Nelerdir?

Manevi tazminat davalarının açılmasında birçok sebepler ve olaylar vardır. Manevi tazminat davasının açılmasında olması gereken olaylar ve sebepler meydana geldiği zaman mağdur olan taraf, başvuru formu ve gerekli evraklarla beraber yetkili mahkemeye giderek müracaatta bulunabilir. Aşağıda manevi tazminat davasının açılması için olması gereken olaylar detaylı bir şekilde verilmektedir:

  • Bir mağdurun manevi tazminat davası açabilmesi için gözünün önünde herhangi bir yakının veya akrabasının ölmesi sonucunda ruhsal açıdan çok büyük zarara uğraması gerekir.
  • Bir hastanede hastanın yanlış tedavi sonucunda vücudunda belli oranlarda felçlik durumlarının meydana gelmesinden dolayı hastanın ruhsal açıdan çok fazla bunalıma girmesi sonucunda hastaneye ve tedaviyi yapan doktora manevi tazminat davası açabilir.
  • Bunun dışında bir trafik kazası sonucunda vatandaşın vücudunu artık kullanamaz hale gelmesinden dolayı mağdurun psikolojisinin bozulması sebebiyle manevi tazminat davası açabilir.

Dava İçin İstenen Koşullar

Manevi tazminat davasının açılması için bir tarafın kişisel haklarına ve ruhsal anlamda psikolojilerine çok büyük zararın gelmesi gerekir. Karşı taraftan hakaret veya sözlü şiddete maruz kalanlar, yetkili mahkemelere giderek manevi tazminat almak için dava açabilir. Bunun için başvuru formunu eksiksiz bir şekilde doldurulup geçerli sebeplerin mahkemeye sunulması gerekilir.

Kişilik Haklarına Saldırıdan Dolayı Manevi Tazminat

Kişilik Haklarına Saldırıdan Dolayı Manevi Tazminat Davasında, Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.

Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir.  Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır. İhtiyati tedbir dava açılmadan önce ve sonra istenebilir. Dava açılmadan önce istenmesi halinde talep en az masrafla ve en çabuk nerede yerine getirilecekse o yer mahkemesinden ya da davanın açılacağı mahkemeden istenebilir. Görev konusunda genel kurallar ihtiyati tedbir için de geçerlidir. Uygulamada görev kurallarına uyulmadan da tedbir istenebildiği görünmektedir. Dilekçe karşı taraf sayısından bir fazla düzenlenir ve gerektiğinde karşı tarafa tebliğ edilir.  Karşı taraf dinlenmeden de tedbir kararı verilebilir.

YARGITAY KARARI: KİŞİLİK HAKLARINA SALDIRIDAN DOLAYI MANEVİ TAZMİNAT

YARGITAY Hukuk Genel Kurulu  ESAS Kararı

Kişilik değerlerinin zedelenmesi (TMK m.24), isme saldırı (TMK m.26), nişan bozulması (TMK m.121), evlenmenin butlanı (TMK m.158/2), boşanma (TMK m.174/2) bedensel zarar ve ölüme neden olma (Mülga 818 sayılı BK m.47) durumlarından biri ile kişilik haklarının zedelenmesi (BK m.49) olarak sıralanabilir. TMK’nun 24. maddesi ile Mülga 818 sayılı BK’nun 49. maddesi diğer yasal düzenlemelere nazaran daha kapsamlıdır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK)’nun 24. maddesinde;  “Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar yada kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.”

Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK)’nun 49. maddesinde de; “Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir. Hakim, manevi tazminatın miktarını tayin ederken, tarafların sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate alır. Hakim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir tazmin sureti ikame veya ilave edebileceği gibi tecavüzü kınayan bir karar vermekle yetinebilir ve bu kararın basın yolu ile ilanına da hükmedebilir.” hükümleri yer almaktadır.

TMK’nun 24. ve BK’nun 49. maddesinde belirlenen kişisel çıkarlar, kişilik haklarıdır. Kişilik hakları ise, kişisel varlıkların korunmasıyla ilgilidir. Kişisel varlıklar, bedensel ve ruhsal tamlık ve yaşam ile nesep gibi insanın, insan olmasından güç alan varlıklar ya da kişinin adı, onuru ve sır alanı gibi dolaylı varlıklar olarak iki kesimlidir.  Görüldüğü üzere, BK’nun 49. maddesi gereğince kişisel hakları zarara uğrayanların manevi tazminat isteme hakları vardır. Bu genel açıklamalardan sonra uluslararası metinlerde ifade özgürlüğünün nasıl yer aldığının incelenmesinde yarar bulunmaktadır.

Hemen belirtmek gerekir ki, 1982 Anayasası’nın 90. maddesinin son fıkrası; “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.” hükmünü içermektedir.

Bu durumda, mahkemelerce önlerine gelen uyuşmazlıklarda usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası antlaşmalar ile iç hukukun birlikte yorumlanması ve uygulanması gerekmektedir. Hal böyle olunca, Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde (AİHS) somut uyuşmazlığın nasıl düzenlendiğini ve sözleşmenin uygulanmasını sağlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının incelenmesi gerekmektedir. “İfade özgürlüğü” başlıklı AİHS’nin 10/1. maddesi; “Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar. Bu madde, Devletlerin radyo, televizyon ve sinema işletmelerini bir izin rejimine tabi tutmalarına engel değildir.” hükmünü içermekte olup, hangi hallerde ifade özgürlüğünün sınırlandırılabileceği de aynı maddenin 2. fıkrasında düzenlenmiştir.

İfade özgürlüğü, demokratik bir toplumun en önemli temellerinden birisi olup, toplumsal ilerlemenin ve her kişinin gelişiminin başlıca koşullarından birini teşkil etmektedir. AİHS’nin 10. maddesinin 2. fıkrası saklı kalmak koşuluyla, ifade özgürlüğü, yalnızca iyi karşılanan ya da zararsız veya önemsiz olduğu düşünülen değil, aynı zamanda kırıcı, hoş karşılanmayan ya da kaygı uyandıran “bilgiler” ya da “düşünceler” için de geçerlidir. Çoğulculuk, hoşgörü ve açık düşünce bunu gerektirir ve bunlar olmaksızın “demokratik bir toplum” olamaz. 10. maddede benimsenen ifade özgürlüğü bu şekilde olmakla birlikte, yine de bu, dar bir yorum gerektiren istisnalar içermektedir ve bu hakkı kısıtlama ihtiyacının ikna edici bir biçimde ortaya konması gerekmektedir (Pakdemirli v. Türkiye kararı).
AİHM önüne gelen uyuşmazlıklarda yapılan müdahalenin ifade özgürlüğünü ihlal edip etmediğini aşağıdaki kriterleri uygulayarak tespit etmektedir:

1.Müdahalelerin yasayla öngörülmesi: AİHM, AİHS’nin 10/2. maddesinde yer alan “yasayla öngörülme” ifadesinin, ilk olarak, itiraz konusu tedbirin iç hukukta bir dayanağı olması gerektirdiğini hatırlatır. Ancak, söz konusu ifade, hukuki normların ilgili kişinin erişiminde olmasını, sonuçlarının öngörülebilmesini ve hukukun üstünlüğü ilkesine uygun olmasını gerektiren kanun niteliğine de atıfta bulunmaktadır (Association Ekin/Fransa, no. 39288/98; Ürper ve diğerleri Türkiye kararı).

2.Müdahalelerin meşru bir amaç izleyip izlemediği konusu:  Sözleşmenin 10/2. maddesine göre, bu özgürlüklerin kullanılması “…demokratik bir toplumda ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu güvenliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın, başkalarının şöhret ve haklarının korunması, gizli bilgilerin yayılmasının önlenmesi veya yargı erkinin yetki ve tarafsızlığının güvence altına alınması için gerekli olan bazı formaliteler, koşullar, sınırlamalar veya yaptırımlara tabi tutulabilir.”

Açıkça görüldüğü üzere yasayla düzenlemek şartıyla “başkalarının şöhret ve haklarının korunması” amacıyla ifade özgürlüğünün sınırlandırılabileceği kabul edilmekte olup, ancak burada sınırlama haklı olsa bile, bu kez sınırlamanın orantılılığı gündeme gelecektir (bkz. Sınırlamanın orantısızlığı konusunda Pakdemirli v. Türkiye kararı). Ancak kişilik hakkının korunması ile ifade özgürlüğü arasındaki dengeyi iyi sağlamak gerekmektedir. Özellikle siyasetçilerin ve devlet görevlilerinin kişilik hakları ve şöhretleri söz konusu olduğunda bu dengede ifade özgürlüğünün ağır bastığına kuşku yoktur. Diğer bir deyişle terazide bir yanda “kişilik hakları”, diğer yanda “ifade özgürlüğü” bulunduğu durumlarda, tercihin daha çok ifade özgürlüğünden yana kullanıldığı söylenebilir (Osman Doğru, Atilla Nalbant; İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi Açıklama ve Önemli Kararlar, C. 2, Ankara 2013, s. 232).

3.Müdahalelerin demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığı konusu: AİHM, ifade özgürlüğünün demokratik bir toplumun temel yapılarından birini oluşturduğunu ve toplumun gelişimi ve bireyin kendini gerçekleştirmesinin koşullarından biri olduğunu hatırlatır (Lingens/Avusturya, A Serisi no. 103). İfade özgürlüğü istisnalara tabi olsa da, bu istisnalar dar bir biçimde yorumlanmalı ve sınırlama nedeni ikna edici bir biçimde ortaya konmalıdır (Observer ve Guardian/Birleşik Krallık, A Serisi no. 216).

Kabul edilebilir eleştiri sınırları hususunda ise AİHM, sıradan bir kimse ile karşılaştırıldığında bu sınırların, halka mal olmuş bir kişi olarak hareket eden siyaset adamları için daha geniş olduğunu bir çok kez kabul etmiştir. Siyasetçilerin fiil ve davranışları, kaçınılmaz olarak ve bilinçli bir şekilde, gazetecilerin olduğu kadar vatandaşların, hepsinden çok da siyasi rakibinin sıkı bir denetimine tabidir. Bir siyaset adamı, özellikle de kendisi eleştiriye yol açabilecek halka açık konuşmalar yaptığı zaman daha fazla hoşgörü göstermelidir. Elbette siyaset adamının namını koruma hakkı vardır, hatta özel yaşamının dışında bile, fakat ifade özgürlüğüne getirilen istisnalar dar bir yorumu zorunlu kıldığından, bu korumanın gerektirdikleri ile siyasi sorunların özgürce tartışılmasının getirdiği yararlar denge içinde olmalıdır (Bkz., özellikle, Oberschlick-Avusturya (no:2), 1 Temmuz 1997 tarihli karar, Derleme 1997-IV, ss. 1274-1275, § 29 ve adı geçen Lingens, s. 26, § 42).

Bu bağlamda Mahkeme, Sözleşme’nin 10/1. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün, demokratik toplumun ana temellerinden birini ve yine bu toplumun gelişmesi ve her bireyin kendini gerçekleştirmesi için esaslı şartlarından birini oluşturduğunu hatırlatır. İfade özgürlüğü, Sözleşme’nin 10/2. madde sınırları içinde, sadece lehte olan veya muhalif sayılmayan veya ilgilenmeye değmez görülen “haber” veya “fikirler” için değil, ama aynı zamanda muhalif olan, çarpıcı gelen veya rahatsız eden haberler veya fikirler için de uygulanır. Bunlar, çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleri olup, bunlar olmaksızın “demokratik toplum” olmaz (Handyside, §49).

Konunun iç hukukumuzda nasıl yer aldığı konusuna gelince; 1982 Anayasası’nda düşünce ve kanaat özgürlüğü (m. 25) ve düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü (m. 26) ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. Demokratik yaşamın gelişmesinde, ulusal birliğin sağlanmasında, kamuoyunun sağlıklı bir biçimde oluşmasında, sosyal ve siyasal ilerlemede basının çok önemli bir fonksiyonunun bulunduğu açık ve kuşkudan uzaktır.

Somut olayda ise, dava konusu basın açıklaması bir bütün olarak ele alındığında, burada kullanılan ifadelerin sert eleştiri niteliğinde olduğu anlaşılmış, ancak siyasilerin bu tür eleştrilere katlanması gerektiği sonucuna varıldığından yerel mahkemenin davanın reddine ilişkin kararı yerinde görülmüştür.

13 SORULAR

  1. NURETTİN ARBAĞ dedi ki:

    Kişilik Haklarına Saldırıdan Dolayı Manevi Tazminat Size email olarak gönderdiğim davamda zaman aşımı söz konusumudur. teşekkürler….

  2. SALİH TOZUN dedi ki:

    Kişilik Haklarına Saldırıdan Dolayı Manevi Tazminat hukuk mahkemesine temyiz dilekçesi örneği varmıdır. Bana yardımcı olurmusunuz..

  3. ÖZER ERKÖSE dedi ki:

    Kişilik Haklarına Saldırıdan Dolayı Manevi Tazminat Davada zaman aşımı süresi var mı? Dava zaman aşımı süresini belirtirseniz sevinirim..

  4. KEVSER CANBAZ dedi ki:

    Kişilik Haklarına Saldırıdan Dolayı Manevi Tazminat hukuk mahkemesine başvuru dilekçe örneği bulabilirmiyim..

  5. ALİYE KURTÇU dedi ki:

    Kişilik Haklarına Saldırıdan Dolayı Manevi Tazminat Davayı ben hangi mahkemede açabilirim.. Davanın yetkili mahkemesi neresidir.. Saygılarımla.

  6. ARİF ŞALGALI dedi ki:

    Kişilik Haklarına Saldırıdan Dolayı Manevi Tazminat Öncelikle bu bizleri aydınlattığınız için teşekkür ederim. Ankara dışına hizmetiniz var mı?

  7. PERİHAN ASHAD dedi ki:

    Kişilik Haklarına Saldırıdan Dolayı Manevi Tazminat Sizden randevu almak istiyorum.Yardımcı olurmusunuz?

  8. FEYZA SEZİKLİ dedi ki:

    Kişilik Haklarına Saldırıdan Dolayı Manevi Tazminat Bu dava için nasıl bir hazırlık aşaması vardır..Cevap verirseniz sevinirim..

  9. NİSA KÖYBAŞI dedi ki:

    Kişilik Haklarına Saldırıdan Dolayı Manevi Tazminat Davayı ben hangi mahkemede açabilirim.. Davanın yetkili mahkemesi neresidir.. Saygılarımla.

  10. NEJAT TANIR dedi ki:

    Kişilik Haklarına Saldırıdan Dolayı Manevi Tazminat dava açarken izlenecek yol, dava açma masrafı nedir.

  11. SEDA TANIŞIK dedi ki:

    Kişilik Haklarına Saldırıdan Dolayı Manevi Tazminat Acaba bu davayı avukatsız takip edebilirmiyim? Davanın dilekçe örneğini bulabilirmiyim..

  12. ZELAL ÇINGI dedi ki:

    Kişilik Haklarına Saldırıdan Dolayı Manevi Tazminat Sayın avukat Mevcut davanın açma şartları nelerdir.?

  13. IRMAK ATA dedi ki:

    Kişilik Haklarına Saldırıdan Dolayı Manevi Tazminat Davada zaman aşımı süresi var mı? Dava zaman aşımı süresini belirtirseniz sevinirim..

AVUKATA SORU SORUN

Bize Ulaşın




[recaptcha]

BİZE ULAŞIN

İletişim Bilgileri