İdari Tazminat Davası Nasıl Açılır?

İdari davalar, devlet kurumları tarafından gerçekleştirilen işlemlere yönelik olarak dava açılması manasını taşır. Bu yöntem ile açılacak davaların kapsamında idari eylem ve işlemlerin hukuksal yönden uygunluğuna ilişkin denetleme uygulanır ve yerindeliği ise denetlemeye tabii tutulmaz.

Bu kapsamda söz konusu idari tazminat davası, Danıştay, Bölge İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemesi tarafından alınan kararlar kapsamında işlemi gerçekleşmeyen durumlarda doğan bir tazminat davası hakkıdır. Duruma ilişkin olarak meydana gelen mağduriyet kapsamında kişiler ve kurumlar tarafından hem maddi hem de manevi tazminat davası açma hakkı doğar.

Söz konusu mevcut idari sözleşmeler dışında meydana gelen yargı davaları kapsamında ilgili mahkemeler;

*Zararı belirlenen idari uyuşmazlığı çözen mahkeme,

*Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı’ na bağlı noktalardaki hizmetin görüldüğü veya eylemin gerçekleştirildiği nokta,

*Diğer hallerde de davacı tarafın ikamet etmiş olduğu yer şeklinde, dava için İdare Mahkemesi görevlendirilmektedir.

Danıştay, Bölge İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemeleri tarafından esas ve davanın sürecine ilişkin olarak aldığı kararlarının sonucuna göre işlemi yerine getirmeye ve konunun gerektirdiği uygulamaları gerçekleştirmeye yasal zorunluluk sahibi olur. Söz konusu süre ise kararın mahkeme tarafından idareye bildirimi yani tebliğ edilmesinden itibaren başlayarak, 30 gün ile sınırlıdır.

İdari Tazminat Davası Zaman aşımı

İdari yargı davalarına ilişkin düzenlemeyi kapsayan yasanın 13. Maddesi çerçevesinde, idari faaliyetlerden hakları ihlal edilen kişilerin idari davasını açmadan evvel, bu faaliyetleri yazılı bildirim veya farklı bir yöntem ile öğrenmesinden itibaren 1 yıl ve her durumda eylem tarihi itibari ile 5 yıl içerisinde ilgili idareye başvuru gerçekleştirilerek, hakların yerine getirilmesi talebinde bulunulması gerekliliği bulunur.

Kişilerin bu taleplerine yönelik olarak kısmi veya tamamen ret yanıtı verilmesi ya da 6 aylık süreç içerisinde hiç geri dönüş yapılmaması ile reddedildi olarak kabul edilmesi ile başlayan dava süresi içerisinde dava açma hakkı bulunur. Görevli olmayan adli ve askeri yargı mahkemelerinde açılan idari tazminat davasının görev açısından reddedilmesi durumunda daha sonra İdari Yargı Mahkemelerinde dava açılacak davalarda ise belirtilen koşullar çerçevesinde idareye başvuru koşulu aranmaz.

İdari Davalarda Tazminat Miktarı

İdari tazminat davalarında miktar belirli ise, mahkeme tarafından hüküm verilen miktar, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve davacının vekilinin idareye yazılı şekilde bildirmesi gereklilik teşkil eden banka hesap numarası, ilgili bildirim tarihini takiben yönetmelik kapsamında bulunan usul ve esaslar neticesinde ödeme işlemi yerine getirilir.

Ödeme işleminin yerine getirilmemesi halinde ise genel hükümler kapsamında icra ve infaz yöntemi uygulanır. İdare Mahkemesi tarafından mahkeme kararının açıklanmasının tebliğ edildiği tarih ile süreye 21/7/1953 tarihli 6183 sayılı ‘Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun’ kapsamında yer alan 48.madde içeriğinde belirtildiği şekilde tazminat ve vergi davaları tecil faizi seviyesinde hesaplama yapılacak faiz şeklinde ödeme işlemi yerine getirilmektedir.

Örnek İdari Tazminat Dava Kararları

1. Dava dosyasının incelenmesinden; istinaf yoluyla kaldırılması istenilen İdare Mahkemesi kararında kanunda sayılan kaldırma nedenlerinin bulunmadığı anlaşıldığından ve dilekçelerde ileri sürülen iddialar da söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden başvuruların reddine, başvuru aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin başvuranlar üzerinde bırakılmasına, başvuru sırasında tahsil edilen tebligat avansından artan kısmın mahkemesince ilgililerine iadesine, kararın taraflara tebliği amacıyla dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

2. Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile 15/02/2014 tarih ve 28914 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; davacı şirketin log tutma yükümlülüğü gerektiği gibi yerine getirmemek fiil nedeniyle idari para cezasıyla cezalandırılmadan önce, söz konusu ihlali nedeniyle uyarı mekanizmasının kullanılarak bundan sonraki işlemlerinde bu konuda uyarılması gerekirken, doğrudan idari para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve hakkaniyete uyarlık görülmemiştir.

3. El atma bedelinin 2008 yılından itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. Dava açıldıktan sonra, yargılama sırasında, davada uygulanan yasa kuralının yasa koyucu nedeniyle, mahkemenin işin esasına girerek davada tarafların haklılıklarını saptama olanağının ortadan kalkmış olması karşısında, davalı idare davayı kaybetmiş gibi vekalet ücreti ödeme sorumluluğuna tabi tutulamaz. Buna göre, uyuşmazlık tarihinden sonra yürürlüğe giren yasa maddeleri sonucu tarafların haklılık oranı belirlenemediği için, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığı karar verilmesi gerekir. Açıklanan nedenlerle; davacının istinaf başvurusunun reddine, davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile Denizli İdare Mahkemesi Hakimliği’nce verilen 16 kararın vekalet ücretine ilişkin kısmının kaldırılmasına kara verilmiştir.

4. Belirli bir işi olmayan ya da kazanç kayıplarını kanıtlayamayanların maddi zararlarının tutuklu kalınan süre içerisinde yürürlükte bulunan asgari ücret esas alınarak hesaplanması gerektiği halde hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre dava tarihindeki asgari ücret üzerinden maddi tazminata hükmedilmesi ve buna rağmen tutuklama tarihinden itibaren faize karar verilerek dosya ile uyuşmayan eksik ve yetersiz gerekçe ile maddi tazminat hesabının karıştırılmış olduğu

Diğer makale için boşanma sayfasını ziyaret ediniz…