Evrakta Sahtecilik Davaları

Dolandırıcılık suçlarının başında evrakta sahtecilik  davaları gelmektedir. Evrakta sahtecilik davaları dava konusu bünyesinde pek çok kategori yer almaktadır. Bunlar arasına sahte nüfus kağıdı, pasaport ve benzeri evraklar girdiği gibi, daha başka resmi belgelerde yapılan usulsüzlükler de söz konusu olmaktadır.

Evrakta sahtecilik ya mevcut belgede değişiklik yapılarak ya da sıfırdan bir sahte belge hazırlamak suretiyle yapılır.

765 sayılı kanunda yapılan değişiklikle evrakta sahtecilik konusu sadeleştirilmiştir. 5237 sayılı yeni kanunda böylece nüfus, pasaport, ilmühaber gibi belgelerde yapılan sahtecilikler de bu resmi belgede sahtecilik kategorisine dahil edilmiştir. Eski kanunda bu tip sahteciliğin cezası çok daha azken, yeni kanunla birlikte diğer resmi belgelerle bir değerlendirildiğinden cezası çok daha yüksek olmaktadır. Böylece kanuna göre bir sadelik kazandırılmıştır, anlaşılması kolaylaşmıştır ve davaların çok daha kolay görülmesi sağlanmıştır. Ayrıca yaşanılabilecek karışıklıkların da önüne geçilmiştir.

Evrakta sahtecilik davaları konusundan suçunun cezası 2 ila 5 yıl hapis cezası arasında değişmektedir. Ancak, resmi belgede yapılan sahteciliğin cezası diğer belgelere göre çok daha ağırdır. Eğer bu belgeyi yetkili biri hazırlıyorsa ceza daha yüksektir. Bu durumda ilgili görevlinin görevini kötüye kullanması durumu söz konusudur. Böyle bir durumda 3 ila 8 yıl arasında bir ceza söz konusudur. Ancak bu bele sahteliği ispat edilinceye kadar yürürlükte kalacaksa ceza verilen cezanın yarısı kadar daha arttırılır.

Evrakta sahtecilik davaları da  biri yani devlet memurun işlediği suçta 204. Maddenin 2. Fıkrasına göre değerlendirme yapılacaktır. Bu maddenin söz konusu olabilmesi için suçu işleyenin memur ve düzenlediği sahte evrak da kendi görev alanıyla ilgili olması gerekmektedir.

Eski kanunda belgenin resmi olması cezanın daha yüksek olmasına neden olurken, yeni kanunda bu özellik tamamen kaldırılmış, özel ve resmi belgeler aynı değerde incelenmeye başlanmıştır.

Kamuda evrakta sahtecilik davaları konusunda çok ince çizgiler söz konusudur. Örneğin eğer bir memur sahte belge hazırlayıp herhangi bir bireyle suç ortaklığı yaparsa, kendi suçunun yanında bireyin suçunu da yüklenmiş olur. Ama memur durumdan habersiz bir şekilde sahtekarlığa alet oluyorsa bu durumda memur değil birey suçludur.

Evrakta sahtecilik davaları bir diğer konu sahte belgenin kullanımıyla ilgilidir. Bu durumda belgenin kim tarafından düzenlendiği değil, kimin tarafından kullanıldığı önemlidir. Ancak bu konuda önemli başka bir detay, belgeyi kullananın o belgenin sahte olduğunu bilmesidir. Şayet o belgenin sahteliğinden habersizse suça dahil değildir. Bu konuda kişi belgenin sahteliği konusunda bilgisi olmadığını kanıtlamak zorundadır.

Herhangi bir resmi belgenin ortadan kaldırılması ya da kullanılamaz hale getirilmesi de bu evrakta sahtecilik davaları kapsamı dahilinde değerlendirilmektedir. Bu durum hem özel, hem de resmi belgeler için geçerlidir. Bunun yanında resmi belge düzenlemekle devlet yetkilisine yanlış beyanda bulunmak da bu kategoride bir suçtur. Bu suç yeni TCK’nın 206. Maddesinde düzenlenmiştir. Bu suçun “suç” olarak kabul edilebilmesi için bildirim yanlış olduğunun kanıtlanabilmesi gerekmektedir. Suç unsurunun niteliğine göre cezai durumlar değişmektedir.

Evrakta sahtecilik davaları da belge sahteciliğinin diğer suçlarla da ilişkili olduğu durumlar olabilmektedir. Bunlardan biri görevi kötüye kullanmaktır. Bu durumda eğer düzenlenen o resmi belde suç teşkil etmese bile memur görevini kötüye kullanmış olacaktır. Aynı konu çerçevesinde güveni kötüye kullanma suçu da işlenmektedir. Çünkü devlet memurlarının hazırladıkları evraklara güvenilmesi gerekmektedir. Evrak sahte ise bu koşul da etkili olmaktadır.

Evrakta sahtecilik davaları da kaçakçılıkla ilişki durumlarda da sahte evrak hazırlanabilmektedir. Böyle bir durumda sahte evrak suçunun cezası bir kat daha artırılarak verilir. Bu tarz suçlar daha çok gümrük kapılarında ortaya çıkmaktadır.