Boşanma – Yargıtay Kararları

Boşanma – Yargıtay Kararları

Boşanma davaları Yargıtay önüne getirilen konulardan biridir. Boşanma, evliliğin sonlanmasını taraflardan birinin ya da ikisinin istemesi durumudur. Boşanma genel olarak çekişmeli ve çekişmesiz olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Çekişmesiz boşanma anlaşmalı boşanma adıyla da anılmaktadır. Bu dav tipinde, nafaka, tazminat, velayet gibi tüm konularda ortak bir iradede birleşilir. Çekişmeli davalarda ise söz konusu uyuşmazlıklara hakim karar verecektir. Yargıtay önüne getirilen boşanma davalarının çekişmeli boşanma davasının üzerine olduğunu söylemek mümkündür.

Yargıtay Kararlarında Boşanma Sebepleri:

Yargıtay kararlarına konu olan boşanma sebepleri, Türk Medeni Kanununda belirtilen boşanma sebepleridir. Bu kararlardan bazıları, diğerlerine göre daha sık Yargıtay’da görülmektedir. Yargıtay’a başvurma, ilk derece mahkemesinin verdiği kararlara itiraz edilmesi sonucunda gerçekleşmektedir. Bu sayede Yargıtay davayı tekrardan gözden geçirecek ve bir karara varacaktır. Boşanma nedenleri genel olarak şu şekilde sıralanabilir:

  1. Terk sebebiyle boşanma
  2. Akıl hastalığı sebebiyle boşana
  3. Zina nedeniyle boşanma (aldatma)
  4. Hayata kast, pek kötü davranış veya onur kırıcı davranış nedenleri ile boşanma
  5. Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme sebebiyle boşanma

Boşanmanın özel nedenlerle gerçekleştiği haller bunlardır. Genel boşanma nedenleri ise evlilik birliğinin temelden sarsılmasına dayanmaktadır.

Boşanma Davalarında Kusurun Belirlenmesi:

Boşanma davalarında önemli hususlardan biri, tarafların kusur oranlarının belirlenmesidir. Kusurun belirlenmesi özellikle tazminat taleplerinde gündeme gelecektir. Kusurlu lan tarafın karşı tarafa maddi tazminat ve şartları varsa manevi tazminat davası açması mümkündür. Boşanma davalarında ağır kusurlu tarafın tazminat ödemesi gerektiği Yargıtay kararlarıyla da sabittir. İlk derece mahkemesinin verdiği kararın doğru olmadığı düşünülürse, kararın Yargıtay önüne getirilerek irdelenmesi ve kesin hüküm elde edilmesi mümkün olacaktır.

Boşanma Davası Açma Süreleri:

Boşanma davalarının sebebe dayanılarak ve süresi içinde açılması mümkündür. Boşanma davasında süre konusu bazı davalarda önemliyken bazı davalarda süre öngörülmemiştir. Aynı zamanda boşanma davası açılırken görevli ve yetkili mahkemenin belirlenmesi de önem taşıyacaktır. Boşanma davasında sürelerin önemi, sürelerin hak düşürücü olarak düzenlenmesinden ileri gelmektedir. Süresi içinde açılmayan ve kabul edilen ya da süresi içinde açılan ama reddedilen davalar içinde Yargıtay’a başvurmak mümkün olacaktır. Görevli ve yetkili mahkemenin belirlenmesi de önem taşımaktadır.

Boşanma Davalarının Yargıtay’da İncelenmesi:

Boşanma davalarında kararı veren ilk derece mahkemelerine karşı kanun yolu her zaman açıktır. Temyiz yolu ile Yargıtay önüne davanın tekrardan getirilmesi ve görülmesi mümkündür. Boşanma davalarının belli başlı konuları tartışmalı veya çok aşamalı olarak bilinmektedir. Bu konular Yargıtay önüne daha sık getirilmektedir. Yargıtay önüne gelen konuların birçoğu alacak haklar ile ilgilidir. Nafaka hakkı, velayetin belirlenmesi, tazminat belirlenmesi gibi konular üzerine daha çok itiraz yoluna başvurulmaktadır. Yargıtay önünde bu konular tekrardan incelenecek ve karara bağlanması için araştırma yapılacaktır.

Boşanma – Yargıtay Kararları

Boşanma Davası Emsal Kararlar

Boşanmada benzer karar örnekleri oldukça fazladır ve Yargıtay tarafından verilen emsal kararlar bulunmaktadır. Boşanma davalarında birçok farklı karar ortaya çıkabilmektedir ve bu durum davanın sürecine göre belirlenmektedir. Yargıtay tarafından verilen birçok emsal kararı bulunmakta ve başka davalarda da bu karar örnekleri kullanılabilmektedir.

Boşanma davası Yargıtay emsal kararları arasında sadece boşanacak çifte yönelik kararlar bulunmamaktadır. Ayrıca çiftin arasında geçen olaylara ve diğer aile bireylerine yönelik de emsal kararlar alınabilmektedir. Emsal kararlar, bir başka davaya da örnek oluşturacak şekilde verilen Yargıtay kararlarını anlatmak amacı ile kullanılan bir terim içeren kelime grubudur.

Emsal Karar Nedir?

Yargıtay, emsal karar verme yetkisine sahip bir organdır. Yargıtay tarafından daha önce kanunlarda yer almayan ancak araştırılarak ve o an ki davanın seyrine göre yasalara karşı gelmeden verilen kararlar bulunmaktadır. Bu kararlar, bir başka davada örnek olarak gösterildiği takdirde Yargıtay tarafından onaylanan bu kararlar, örnek karar olarak kabul edilmektedir.

KONU : BOŞANMA DAVASI – SÜRESİNDE CEVAPLARIN VE DELİLLERİN BİLDİRİLMEDİĞİ – ÖN İNCELEME DURUŞMASINDAN ÖNCE BİLDİRİLEN TANIKLARIN DİNLENMESİ GEREĞİ – EKSİK İNCELEME İLE HÜKÜM TESİSİNİN İSABETSİZLİĞİ – HÜKMÜN BOZULMASI

ÖZET: Süresinde cevap ve delil bildirmeyen davalının, davacının dava dilekçesinde dayandığı vakıaları inkar etmiş olacağına göre, ön inceleme duruşmasından önce bildirdiği tanıkların da dinlenmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.

KONU : KATKI PAYI ALACAĞI DAVASI – DAVACININ ÇALIŞARAK GELİR ELDE ETTİĞİNİN BELİRLENDİĞİ – ZİYNETLERLE YAPILAN KATKI – TOPLAM GELİRİN KONUTUN ALIM DEĞERİNE ORANLANARAK BULUNAN KATKI ORANINA İTİBAR EDİLMESİNİN İSABETSİZLİĞİ – HÜKMÜN BOZULMASI

ÖZET: Davacının da çalışarak gelir elde ettiği belirlendiğine göre taraf gelirleri ve TKM’nin gözetilmesi suretiyle dava konusu taşınmazın alımında kalan kısım için davacı G.’nin katkı oranının tesbit edilmesi, bulunacak bu oranın ziynetlerle yapılan katkı oranı ile toplanarak dava konusu konutun dava tarihindeki sürüm değeri .. TL ile çarpılması, bu yöntemle davacının katkı payı alacağının bulunması gerekirken davacı G.’nin toplam gelirinin konutun alım değerine oranlanarak bulunan katkı oranına itibar edilerek, özellikle TKM’nin de göz ardı edilerek hüküm kurulması doğru olmamıştır.

Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davacının dava konusu yapılan taşınmaza katkısından doğan 49.280,82 TL’lik katkı payı alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla talebin reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Taraflar 09.12.1989 tarihinde evlenmiş, 20.06.2007 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 19.11.2009 tarihinde kesinleşmesiyle, mal rejimi sona ermiştir (TMK’nun 225/2.m.).

Sözleşmeyle başka mal rejimi seçilmediğinden, eşler arasında01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (TKM’nin 170.m.), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar ise yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TMK’nun 202, 4722 s.Y.nın 10.m.). Dava konusu 6601 ada 19 parseldeki 1 numaralı konut 31.01.1996 tarihinde taraflar arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde davalı C. K. adına satın alınarak tapuya tescil edilmiş olup davacının talebinin dava dilekçesi ve dosya kapsamına göre katkı payı alacağı niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

KONU : VELAYET DAVASI – ÇOCUĞUN ANNESİYLE BİRLİKTE YAŞAMAK İSTEMEDİĞİ BABASININ YANINI TERCİH ETTİĞİ – BABA YANINDA KALMANIN BEDENİ FİKRİ VE AHLAKİ GELİŞİMİNE ENGEL OLACAĞI YÖNÜNDEN BİR SEBEP BULUNMADIĞI – İSTEMİN REDDİNİN İSABETSİZ OLUŞU

ÖZET: Çocuğun, annesiyle birlikte yaşamak istemediği, babasının yanını tercih ettiği görülmektedir. Velayetin düzenlenmesinde aslolan çocuğun üstün yararıdır. Annenin başkasıyla evlenmiş olduğu, eşiyle birlikte B…’da yaşadığı, babanın ise, çocuğun eğitim ve öğretim gördüğü İ…’da yerleşmiş bulunduğu, çocuğun babasının yanını tercih ettiği gözetildiğinde baba yanında kalmasının bedeni fikri ve ahlaki gelişimine engel olacağı yönünden bir delil ve sebep de bulunmadığına göre, velayetin anneden alınıp, babaya verilmesi uygun olacaktır. Bu sebeple isteğin kabulü gerekirken, olaya uygun düşmeyen gerekçelerle reddi doğru bulunmamıştır.

KONU : NAFAKA DAVASI – BOŞANMA DAVASINA BAKAN HAKİM TARAFINDAN RESEN DİKKATE ALINMASI GEREKLİ OLAN TEDBİR NAFAKASINA İLİŞKİN DÜZENLEMENİN ELDEKİ DAVADA UYGULANMASINA YASAL İMKAN BULUNMADIĞI – YEREL MAHKEME KARARININ YERİNDE OLDUĞU
ÖZET: Somut olayda; davacı kadın boşanma davası açılmadan önce kanun maddesine dayalı tedbir nafakası davasını açmış olup, ayrı yaşamakta haklı olduğunu kanıtlayamadığı gibi, açılan boşanma davasında kadının kusurlu bulunduğundan bahisle açılan dava kabul edilmiş ve bakımından talep bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir. Bu karar taraflarca temyiz edilmeden kesinleşmiştir. Bu durumda, boşanma davasına bakan hakim tarafından, re’sen dikkate alınması gerekli olan kanun maddesine dayalı tedbir nafakasına ilişkin düzenlemenin eldeki davada uygulanmasına yasal imkan bulunmadığından açılan davanın reddine ilişkin yerel mahkeme kararı yerindedir.

KONU: BOŞANMA DAVASI – DAVADA DİNLENEN DAVALI KADIN TANIKLARI OLAN MÜŞTEREK ÇOCUKLARIN BEYANLARININ TARAFLARIN EVLİLİK BİRLİĞİNİ SÜRDÜRMEYE YÖNELİK OLARAK BİR ARAYA GELDİKLERİ ŞEKLİNDE YORUMLANMASININ OLANAKSIZ OLUŞU – HÜKMÜN BOZULMASI
ÖZET: Davada dinlenen davalı kadın tanıkları olan müşterek çocukların beyanlarının, tarafların evlilik birliğini sürdürmeye yönelik olarak bir araya geldikleri şeklinde yorumlanması olanaksızdır. Bu itibarla davacı kocanın Türk Medeni Kanununa dayalı olarak açtığı boşanma davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ret hükmü isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.

KONU : ÇEYİZ VE ZİYNET ALACAĞI DAVASI – DAVALI KOCANIN ZİYNETLERİN, DAVACI KADIN TARAFINDAN İADE EDİLMEMEK ÜZERE VERİLDİĞİNİ KANITLAMASI GEREKTİĞİ – DAVALIYA DELİLLERİ SORULUP TOPLANARAK SONUCUNA GÖRE KARAR VERİLMESİ GEREKTİĞİ – HÜKMÜN BOZULMASI
ÖZET: Davalı kocanın ziynetlerin, davacı kadın tarafından iade edilmemek üzere verildiğini kanıtlaması gerekir. Başka bir anlatımla; davalı eş tarafından bozdurulan ziynet eşyalarının davacı kadın tarafından iade edilmemek üzere verildiğine ilişkin ispat yükü davalı eşte olduğuna göre, davalıya bu husustaki delilleri sorulup toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.

KONU: BOŞANMA DAVASI – MÜŞTEREK ÇOCUKLARLA DAVALI BABA ARASINDAKİ KİŞİSEL İLİŞKİNİN MAHKEMENİN TAKDİRİNE BIRAKILMASI – TARAFLARA KİŞİSEL İLİŞKİ KONUSUNDA DELİL BİLDİRME OLANAĞI TANINARAK UZMAN İNCELEMESİ YAPTIRILARAK KARAR VERİLMESİ GEREĞİ – HÜKMÜN BOZULDUĞU
ÖZET: Olayda mahkemece yapılacak iş; kişisel ilişki konusunda taraflara bir öneride bulunulması, öneri kabul edildiği takdirde buna göre karar verilmesi; kabul edilmediği takdirde ise, taraflara kişisel ilişki konusunda delil bildirme olanağı tanınıp gösterildiği takdirde toplanılması, gerektiğinde uzman incelemesi de yaptırılarak gerçekleşecek sonuca göre karar vermekten ibarettir. Açıklanan nedenlerle mahkemece, kişisel ilişki konusunda karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş; bozmayı gerektirmiştir.

KONU : NAFAKA DAVASI – DAVALI DAVACI KADININ EŞİNE HAKARET VE TEHDİT ETTİĞİ AŞAĞILAYICI SÖZLER SÖYLEDİĞİ – TARAFLAR ARASINDA ORTAK HAYATI TEMELİNDEN SARSACAK DERECEDE VE BİRLİĞİN DEVAMINA İMKAN VERMEYECEK NİTELİKTE BİR GEÇİMSİZLİĞİN SABİT OLDUĞU
ÖZET: Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden davalı-davacı kadının eşine hakaret ve tehdit ettiği, aşağılayıcı sözler söylediği; davacı-davalı kocanın da eşine fiziksel şiddet uyguladığı, güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu ve birlik görevlerini yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır.

KONU : KATILMA ALACAĞI DAVASI – ARACIN ALINMASINDA DAVACININ EŞİNE DESTEK OLDUĞU – EVLİLİK DEVAM ETTİĞİ SÜRECE EŞLERİN DİĞERİNDEN OLAN ALACAKLARI İÇİN ZAMANAŞIMI İŞLEMEYE BAŞLAMAZ BAŞLAMIŞSA DURACAĞI – HÜKMÜN BOZULMASI GEREĞİ
ÖZET: Bu durumda TBK’nun ilgili bentleri (Evlilik devam ettiği sürece, eşlerin diğerinden olan alacakları için zamanaşımı işlemeye başlamaz, başlamışsa durur) gözetilerek boşanma kararının kesinleştiği …. tarihinden itibaren …. dava tarihi arasında on yıllık zamanaşımı süresinin henüz geçmediği anlaşıldığına göre yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde işin esasına girilerek talebin niteliği de gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.Taraflar 18.06.1993 tarihinde evlenmiş, 23.09.2008 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 24.03.2010 tarihinde kesinleşmesiyle, mal rejimi sona ermiştir (TMK’nun 225/2.m.). Eşler arasında evlendikleri tarihten 4721 sayılı TMK’nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar, 743 sayılı TKM’nin 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı, sözleşmeyle başka bir mal rejimini seçmediklerinden bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar ise yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TMK’nun 202, 4722 s. Yasa’nın 10. m.). Eşler arasındaki mal rejimi TMK’nun 225/2 nci maddesi uyarınca boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir.

743 sayılı TKM’nin yürürlükte bulunduğu dönemde mal ayrılığı rejimi söz konusu idi. Mal ayrılığı rejimi için 743 sayılı TKM’de mal rejimi konusunda herhangi bir zamanaşımı süresi öngörülmemişti. Ancak 743 sayılı TKM’nin Borçların Umumi Kaideleri başlığını taşıyan 5. (4721 sayılı TMK. m.5) maddesinde, denilmiştir. Maddenin birinci bölümünden de açıkça anlaşılacağı üzere denilmektedir. Bu hükmün sadece boşanmanın feri niteliğinde bulunan nafaka, maddi ve manevi tazminatla benzeri hakları kapsadığını söylemek güçtür. Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları ibaresinin aynı zamanda edinilmiş mallara katılma rejiminden doğan katılma alacağı ve değer artış payını da kapsadığı düşünülmektedir. Halihazırda Daire uygulaması bu yöndedir. 743 sayılı TKM’nin 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde katkı payı alacağına yönelik tüm davalar sözleşme olsun veya olmasın 743 sayılı TKM’nin (4721 sayılı TMK’nun) 5 inci maddesi yollamasıyla BK’nun 125. (6098 sayılı BK’nun 146 m.) maddesi gereğince 10 yıllık zamanaşımına tabidir. TMK’nun 225/1 inci maddesi uyarınca mal rejimi, eşlerden birinin ölümü veya başka bir mal rejiminin kabulüyle sona ermiş (ki başka bir mal rejiminin kabulü halinde sözleşme söz konusu olur) ya da aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince Mahkemece evliliğin iptaline karar verilmesi hallerinde de 4721 sayılı TMK. nun 5 inci maddesinin yollamasıyla BK.nun 125. (6098 sayılı BK.nun 146.m.) maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı uygulanmaktadır. 01.01.2002 tarihinden sonra eşler arasında mal rejimi konusunda yapılmış bir sözleşme söz konusu ise, yine 10 yıllık zamanaşımı uygulanacaktır.

TMK’nun 178 inci maddesinde denmektedir. Mal rejiminin boşanma nedeniyle sona ermesi halinde ise her ne kadar Dairece, bu tür davalarda TMK’nun 178 inci maddesi uyarınca 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olduğu benimsenmiş ise de, Yüksek Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.04.2013 tarih ve 2013/8-375 Esas, 2013/520 Karar sayılı kararıyla, edinilmiş mallara katılma rejimi (katılma alacağı) bakımından da TMK’nun 5 inci maddesi yoluyla 6098 sayılı TBK’nun 146 ncı maddesinde yer alan 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüş, Dairece de bu görüş benimsenmiştir

Bu durumda 6098 sayılı TBK’nun 153/1-2. bentleri (Evlilik devam ettiği sürece, eşlerin diğerinden olan alacakları için zamanaşımı işlemeye başlamaz, başlamışsa durur) gözetilerek boşanma kararının kesinleştiği 24.03.2010 tarihinden itibaren 17.10.2011 dava tarihi arasında 10 yıllık zamanaşımı süresinin henüz geçmediği anlaşıldığına göre yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde işin esasına girilerek talebin niteliği de gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

KONU : BOŞANMA DAVASI – MADDİ TAZMİNAT İSTEYEN EŞİN DİĞERİNDEN DAHA ZİYADE VE EŞİT KUSURLU OLMADIĞININ ANLAŞILDIĞI – TARAFLARIN SOSYAL VE EKONOMİK DURUMLARI İLE KUSURLARININ DİKKATE ALINMASI – KADIN YARARINA UYGUN MİKTARDA MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİ GEREĞİ
ÖZET: Somut olayda, toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda maddi tazminat isteyen eşin diğerinden daha ziyade ve eşit kusurlu olmadığı anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu bu eş, en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi dikkate alınarak davalı kadın yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmelidir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.

KONU : BOŞANMA DAVASI – BOŞANMAYA SEBEP OLAN OLAYLARDA TAZMİNAT İSTEYEN EŞİN DİĞERİNDEN DAHA ZİYADE VE EŞİT KUSURLU OLMADIĞI – TARAFLARIN SOSYAL VE EKONOMİK DURUMLARI İLE HAKKANİYET İLKESİ DİKKATE ALINARAK UYGUN MİKTARDA MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİ GEREĞİ
ÖZET: Somut olayda, toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda maddi tazminat isteyen eşin diğerinden daha ziyade ve eşit kusurlu olmadığı anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu bu eş, en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi dikkate alınarak davalı-davacı kadın yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmelidir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.

Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesi mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın, kusurlu diğer taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini, 186. maddesi, eşlerin evi birlikte seçeceklerini, birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve mal varlıkları ile katılacaklarını öngörmüştür. Toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda maddi tazminat isteyen eşin diğerinden daha ziyade ve eşit kusurlu olmadığı anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu bu eş, en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi (TMK. md4 TBK. md. 50 ve 52 ) dikkate alınarak davalı-davacı kadın yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmelidir.

Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.Türk Medeni Kanununun 174/2 maddesi, boşanmaya sebebiyet vermiş olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davalı-davacı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK. md.4 TBK. md. 50, 51, 52, 58) dikkate alınarak davalı-davacı kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru Boşanma – Yargıtay Kararları görülmemiştir.

13 SORULAR

  1. ONURCAN YORBIK dedi ki:

    Boşanma – Yargıtay Kararları Size email olarak gönderdiğim davamda zaman aşımı söz konusumudur. teşekkürler….

  2. NUH GÜNGÖR dedi ki:

    Boşanma – Yargıtay Kararları Sizden randevu almak istiyorum.Yardımcı olurmusunuz?

  3. SİNAN OKTAY dedi ki:

    Boşanma – Yargıtay Kararları Bu dava Hakkında bazı sorular aklıma takıldı.

  4. ALPER TUNAOĞLU dedi ki:

    Boşanma – Yargıtay Kararları Sözleşme var nasıl bir yasal işlem başvurusunda bulunabilirim ikametim adana yalnız..

  5. ÇAYAN SÜNER dedi ki:

    Boşanma – Yargıtay Kararları Sayın İlkay hukuk bürosu, bu davayı açmayı düşünüyorum..

  6. SERDAR BELEN dedi ki:

    Boşanma – Yargıtay Kararları Makaleniniz davası ile ilgili net bir yazı olmuş.. teşekkürler..

  7. SELCEN CIDIK dedi ki:

    Boşanma – Yargıtay Kararları bu konu hakkında geri dönüş yaparsanız sevinirim iyi çalışmalar.

  8. SEVGİN YAKALI dedi ki:

    Boşanma – Yargıtay Kararları Davada zaman aşımı süresi var mı? Dava zaman aşımı süresini belirtirseniz sevinirim..

  9. TUNA ÖZEŞER dedi ki:

    Boşanma – Yargıtay Kararları Ben yurtdışında yaşıyorum Türkiyeye gelmem dava sürecini etkilermi

  10. EYÜP EYRİOĞLU dedi ki:

    Boşanma – Yargıtay Kararları Bu dava açmak için bilmeniz gerekenler nelerdir. dava açmak için nasıl bir yol izlenir

  11. YAŞAR DİYARBAKIR dedi ki:

    Boşanma – Yargıtay Kararları Acaba bu davayı avukatsız takip edebilirmiyim? Davanın dilekçe örneğini bulabilirmiyim..

  12. MERVENUR TURFAN dedi ki:

    Boşanma – Yargıtay Kararları Bu davanın sonuçlanması ve süresini merak ediyorum..

  13. FATOŞ TANER dedi ki:

    Boşanma – Yargıtay Kararları Öncelikle bu bizleri aydınlattığınız için teşekkür ederim. Ankara dışına hizmetiniz var mı?

AVUKATA SORU SORUN

Bize Ulaşın




[recaptcha]

BİZE ULAŞIN

İletişim Bilgileri