Velayet Hakkını Kötüye Kullanma

Velayet Hakkını Kötüye Kullanma

Velayet hakkını kötüye kullanma davası, evlilik birliğinin sonlandırılmasından sonra müşterek çocuğun velayet hakkını elinde bulunduran tarafın, velayet hakkından doğan görev ve sorumluluklarını icap ettiği şekilde yerine getirilmediği durumlarda açılmaktadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun ilgili maddelerinde yer alan velayet görevleri;

  • Müşterek çocuğun şahsına bakmak, ilgilenmek,
  • Onları gözetip korumak, geçimlerini sağlamak,
  • İyi ahlak sahibi olarak yetiştirilmelerini ve eğitimlerini sağlamaktır.

Velayet görevi kavramıyla anne ve babalara verilen bu yükümlülüklerde, anne babanın velayeti altında bulunan çocukların kişiliklerine ve malları ilişkin hakları, ödevleri yetkileri gibi görevler bulunmaktadır.

Anne babanın gözetimi ve sağladığı eğitim ile müşterek çocuğun istenilen ölçüde dürüst, kötü alışkanlıklardan uzak, iyi ahlak sahibi, çalışkan ve bilgili bir insan olarak yetiştirmek hah ve yükümlülüğünün bulunduğu unutulmamalıdır.

Velayet Hakkının Düzenlenmesi

Hukuk sistemimizde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 324. maddesinde yer alan hükümlere göre müşterek çocuğun velayet hakkının düzenlenmesine ilişkin esas alınan, küçüğün yararını korumak ve geleceğini güvence altına almaktır. Bu sebeple müşterek çocuğun velayetinin hangi  ebeveyne verileceğinin kararında; çocuğun hem fiziksel hem de ruhsal gelişimini engelleyen ve devamlılık arz edeceği öngörülebilen her olay, tehlikenin potansiyeli, meydana getireceği onarılması güç sonuçlar göz önünde bulundurulmalıdır. Bu sebeple bu hakkın düzenlenmesinde öncelik çocuğun yüksek menfaatinin korunması ve velayet görevinin anne ya da baba tarafından kötüye kullanılması iddiası araştırmalıdır.

Velayet hakkının kötüye kullanılması çerçevesinde dikkate alınan unsurlar şunlardan oluşmaktadır:

  • Velayet talebinin olup olmaması,
  • Şiddet eğiliminin olup olmaması,
  • Sadakatsizliği,
  • Ekonomik durumu,
  • İcra ettiği mesleği,
  • Yaşadığı sosyal çevre ve kurduğu yakın ilişkilerin durumu,
  • Kötü alışkanlıkları veya davranışlarının olup olmadığı,
  • Alkol ya da madde bağımlılığı,
  • Sağlık durumu,
  • Dengesiz davranışlarının olup olmamasıdır.

Velayet Hakkının Kötüye Kullanılması Davası

Çocuğun yüksek menfaatinin velayeti elinde bulunduran anne veya babanın durumuyla çelişmesi halinde velayet hakkının kötüye kullanılması davası gündeme gelebilmektedir. Bu dava velayetin değiştirilmesi talebi ile görebileceği gibi, aile mahkemesi hakiminin re’sen verdiği kararla da görülebilmektedir. Zira çocuğun menfaati ve gelişmesi tehlikeye düştüğünün anlaşılması halinde anne ve babanın bu duruma çare bulamaması durumunda hakim çocuğun korunması için gerekli önlemleri almalıdır. Velayetin kötüye kullanılması davası;

  • Velayetin değiştirilmesi ile
  • Velayetin kaldırılması konularıyla doğrudan ilişkilidir.

Velayetin değiştirilmesi için bir olayın meydana gelmesi ve bu durum kişinin velayet görevini aksatmış olması gereklidir. Velayetin kaldırılmasında velayet görevinin ağır bir şekilde kötüye kullanılması koşulu aranmaktadır.

Velayetin Kaldırılmasının Nedenleri

  • Velayet hakkını elinde bulunduran anne veya babanın deneyimsizliği,
  • Hastalık geçirmesi, çocuğundan başka bir yerde bulunması,
  • Çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi, yükümlülüklerini sürekli ve ağır biçimde savsaklamasıdır.

Velayet Hakkını Kötüye Kullanma

Velayet Hakkını Kötüye Kullanma konusu ile ilgili açıklama ve yargıtay kararlarına yer verilmiştir.

Velayetin Değiştirilmesi :4721 sayılı TMK’nun konuya ilişkin 324. maddesi; “Ana ve babadan her biri, diğerinin çocuk ile kişisel ilişkisini zedelemekten, çocuğun eğitilmesi ve yetiştirilmesini engellemekten kaçınmakla yükümlüdür. Kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzuru tehlikeye girer veya ana ve baba bu haklarını birinci fıkrada öngörülen yükümlülüklerine aykırı olarak kullanırlar veya çocuk ile ciddi olarak ilgilenmezler ya da diğer önemli sebepler varsa, kişisel ilişki kurma hakkı reddedilebilir veya kendilerinden alınabilir.” düzenlemesini içermektedir.

Velayet Hakkını Kötüye Kullanma Yargıtay Kararları

VELAYETİN DEĞİŞTİRİLMESİ DAVASI – ANNENİN ÇOCUĞUN GELİŞİMİ İÇİN ÖNEMLİ OLMASINA RAĞMEN BABASI İLE GÖRÜŞMESİNİ ENGELLEMESİ – Velayet Hakkını Kötüye Kullanma– VELAYETİN ANNEDEN ALINARAK BABAYA VERİLMESİ – DİRENME KARARININ BOZULMASI GEREĞİ

ÖZET: Davalı annenin sekiz yaşındaki müşterek çocuğun gelişimi için önemli olmasına rağmen babası ile görüşmesini engelleyerek, velayet hakkını kötüye kullandığı hususunun kanıtlandığı ve müşterek çocuğun velayetinin davalı anneden alınarak davacı babaya verilmesi gerektiği kabul edilmelidir. Hal böyle olunca, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Uyuşmazlık, velayet kendisinde olan annenin velayet hakkını, velayetin kaldırılması veya değiştirilmesini gerektirecek derecede kötüye kullandığının kanıtlanıp kanıtlanmadığı noktasında toplanmaktadır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu uyarınca velayet, çocukların bakım, eğitim, öğretim ve korunması ile temsil görevlerini kapsar. Velayet, aynı zamanda ana babanın velayeti altındaki çocukların kişiliklerine ve mallarına ilişkin hakları, ödevleri, yetkileri ve yükümlülükleri de içerir. Ana ve babanın çocukların kişiliklerine ilişkin hak ve ödevleri, özellikle çocukların şahıslarına bakmak, onları görüp gözetmek, geçimlerini sağlamak, yetiştirilmelerini ve eğitimlerini gerçekleştirmektir. Bu bağlamda sağlayacağı eğitim ile istenilen ölçüde dürüst, kötü alışkanlıklardan uzak, iyi ahlak sahibi, çalışkan ve bilgili bir insan olarak yetiştirmek hak ve yükümlülüğü bulunmaktadır. Öte yandan, ayrılık ve boşanma durumunda velayetin düzenlenmesindeki amaç, küçüğün ileriye dönük yararlarıdır. Eş söyleyişle, velayetin düzenlenmesinde asıl olan, küçüğün yararını korumak ve geleceğini güvence altına almaktır.

Velayet, kamu düzenine ilişkin olup bu hususta ana ile babanın istek ve beyanlarından ziyade çocuğun menfaatlerinin dikkate alınması zorunludur. Belirtilmelidir ki, velayetin kaldırılması ve değiştirilmesi şartları gerçekleşmedikçe, ana ve babanın velayet görevlerine müdahale olunamaz.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.04.1992 gün ve 1992/2-140 E. 1992/248 K. ile 22.01.2014 gün ve 2013/2-2085 E. 2014/30 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, boşanma ile düzenlenen velayetin değiştirilebilmesi için velayet kendisine verilen tarafın ya da velayete konu çocuğun durumunda boşanma hükmünden sonra esaslı değişikliklerin olması şart olup, ayrıca esaslı değişikliğin önemli ve sürekli olması da gerekmektedir.

4721 sayılı TMK’nun konuya ilişkin 324. maddesi; “Ana ve babadan her biri, diğerinin çocuk ile kişisel ilişkisini zedelemekten, çocuğun eğitilmesi ve yetiştirilmesini engellemekten kaçınmakla yükümlüdür. Kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzuru tehlikeye girer veya ana ve baba bu haklarını birinci fıkrada öngörülen yükümlülüklerine aykırı olarak kullanırlar veya çocuk ile ciddi olarak ilgilenmezler ya da diğer önemli sebepler varsa, kişisel ilişki kurma hakkı reddedilebilir veya kendilerinden alınabilir.” düzenlemesini içermektedir.

Buna göre velayetin düzenlenmesinde asıl olan, küçüğün yararını korumak ve geleceğini güvence altına almak olduğundan, çocuğun fiziksel ve ruhsal gelişimini engelleyen ve süreklilik arz edeceği anlaşılan her olay, tehlikenin büyüklüğü, doğuracağı onarılması güç sonuçlar değerlendirilerek sonuca varılmalı; velayetin belirlenmesi ve düzenlenmesinde öncelikle çocuğun yararı göz önünde tutulmalıdır.

Bu kapsamda, çocuğun cinsiyeti, doğum tarihi, eğitim durumu, kimin yanında okumakta olduğu, talepte bulunanın çocuğun eğitim durumu ile ilgilenip ilgilenmediği, sağlığı, sağlık durumuna göre tedavi olanaklarının kimin tarafından sağlanabileceği gibi özel durumuna ilişkin hususlar göz önünde tutulmalıdır.

Velayetin belirlenmesi ve düzenlenmesinde ana babadan kaynaklanan özelliklerin de dikkate alınması kaçınılmazdır. Bu nedenle, mahkemece çocuğu başkasına bırakma, ihmal etme, kaçırma, iradi olarak terk etme, yönlendirme hususları ile tarafın velayet talebinin olup olmaması, şiddet uygulaması, sadakatsizliği, ekonomik durumu, mesleği, yaşadığı ortam, kötü davranışı, alkol bağımlılığı, sağlığı, dengesiz davranışları dikkate alınmalıdır.

Yukarıda değinilen yasa hükmü ile dosya arasındaki icra dosyaları ve davalı hakkında çocuk teslimine muhalefet etmekten dolayı uygulanan yaptırım bir arada düşünüldüğünde, davalı annenin çocuğun babayla kişisel ilişki hakkını sürekli olarak engellediği, bundan dolayı hakkında çocuk teslimine muhalefet etmekten yaptırım uygulandığı, bu suretle Türk Medeni Kanunu’nun 324. maddesinde yer alan yükümlülüğüne aykırı davrandığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda davalı annenin sekiz yaşındaki müşterek çocuğun gelişimi için önemli olmasına rağmen babası ile görüşmesini engelleyerek, velayet hakkını kötüye kullandığı hususunun kanıtlandığı ve müşterek çocuğun velayetinin davalı anneden alınarak davacı babaya verilmesi gerektiği kabul edilmelidir.

Hal böyle olunca, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Açıklanan nedenlerle direnme kararı bozulmalıdır.

Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanun’un 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,

14 SORULAR

  1. SIRRI ERDEN dedi ki:

    Velayet Hakkını Kötüye Kullanma Bu davaların konusunda, zarar görmem nedeniyle maddi ve manevi tazminat Nasıl isterim..

  2. BERFİN KÖKSAL dedi ki:

    Velayet Hakkını Kötüye Kullanma Bu davaların konusunda, zarar görmem nedeniyle maddi ve manevi tazminat Nasıl isterim..

  3. AYTEKİN DOĞRUL dedi ki:

    Velayet Hakkını Kötüye Kullanma Davanın açılabilmesi için avukata vekalet versek daha hızlı sonuçlanır mı?

  4. SENEM ALAY dedi ki:

    Velayet Hakkını Kötüye Kullanma hukuk mahkemesine başvuru dilekçe örneği bulabilirmiyim..

  5. CENK ALTINIŞIK dedi ki:

    Velayet Hakkını Kötüye Kullanma Makalede belirttiğiniz dava Nasıl açılır? Süreci Hakkı’nda bilgi verirmisiniz.

  6. ZEYNEP DOĞULU dedi ki:

    Velayet Hakkını Kötüye Kullanma Makaleniniz davası ile ilgili net bir yazı olmuş.. teşekkürler..

  7. RIDVAN ELİBOL dedi ki:

    Velayet Hakkını Kötüye Kullanma Bu davada ben nasıl bir yol izlemeliyim lütfen yardımcı olurmusunuz ?

  8. ESER DEMİRBAĞ dedi ki:

    Velayet Hakkını Kötüye Kullanma Bu davada bir çok talebim oldu hiç bir şekilde sonuç alamadım bundan sonra ne yapılabilir.

  9. DÜRİYE ÇAĞIRGAN dedi ki:

    Velayet Hakkını Kötüye Kullanma Sizden randevu almak istiyorum.Yardımcı olurmusunuz?

  10. ECENUR KÜNÜÇEN dedi ki:

    Velayet Hakkını Kötüye Kullanma Bu duruma karşılık olarak dava açmak istiyorum.

  11. ERGUN YÜREKTEN dedi ki:

    Velayet Hakkını Kötüye Kullanma Bu konuda dava dilekçesi nasıl yazılır nedeniler nasıl açıklanır.

  12. YAREN BOYSAN dedi ki:

    Velayet Hakkını Kötüye Kullanma Sayın İlkay hukuk bürosu, bu davayı açmayı düşünüyorum..

  13. SENEM ALAY dedi ki:

    Velayet Hakkını Kötüye Kullanma Bu dava için gerekli belgeler nelerdir..

  14. TAHA HİMMETOĞLU dedi ki:

    Bir suç herşeydir; iki suç hiçbirşey!

AVUKATA SORU SORUN

Bize Ulaşın




[recaptcha]

BİZE ULAŞIN

İletişim Bilgileri