Boşanma Tanıma Ve Tenfiz Davası Katkı Payı Davası Nasıl Ne Zaman Açılır? 2026 Ankara Güncel Hukuk Rehberi.
Günümüzde yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının sayısının artmasıyla birlikte, yabancı mahkemelerde verilen boşanma kararlarının Türkiye’de tanınması ve uygulanması oldukça önemli bir hukuki mesele haline gelmiştir. Yurt dışında boşanan taraflar, Türkiye’de de bu kararın geçerli olabilmesi için tanıma ve tenfiz davası açmak zorundadır.
Bununla birlikte boşanmanın ardından, evlilik süresince edinilen malların paylaşımı veya yapılan katkıların tazmini amacıyla katkı payı davası gündeme gelir. 2026 yılı itibarıyla bu iki dava türü, hem yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları hem de Türkiye’de boşanmış eşler açısından oldukça sık başvurulan davalar arasındadır.
Boşanma Tanıma ve Tenfiz Davası Nedir?
Tanıma davası, yabancı bir mahkemenin verdiği boşanma kararının Türk hukuk sistemi tarafından geçerli sayılması için açılır.
Tenfiz davası ise, yabancı mahkeme kararının sadece geçerli sayılmasını değil, aynı zamanda Türkiye’de icra edilebilir hale getirilmesini sağlar.
Örneğin; Almanya, Avusturya veya Kıbrıs’ta alınmış bir boşanma kararı, Türkiye’de geçerli sayılmadığı sürece nüfus kayıtları hâlâ evli olarak görünür. Bu durumda taraflar yeni bir evlilik yapamaz veya mal paylaşımı gibi hukuki işlemleri gerçekleştiremez.
Tanıma ve Tenfiz Davası Arasındaki Fark Nedir?
Tanıma davası, yalnızca kararın tanınmasını sağlar, yani hükmün varlığı kabul edilir.
Tenfiz davası, kararın Türkiye’de icra edilmesini, yani sonuç doğurmasını sağlar.
Yabancı boşanma kararlarında genellikle tanıma ve tenfiz birlikte talep edilir.
Örneğin, Almanya’da boşanma kararı alınmışsa, Türkiye’de bu kararın geçerli olabilmesi için “boşanma tanıma ve tenfiz davası” açılması gerekir.
Tanıma ve Tenfiz Davasının Şartları Nelerdir?
Bu davaların kabul edilebilmesi için bazı yasal koşullar bulunmaktadır: Yabancı mahkeme kararı kesinleşmiş olmalıdır. Kararın kesinleştiğini gösteren “kesinleşme şerhi” ibraz edilmelidir.
Karar, Türk kamu düzenine aykırı olmamalıdır. Örneğin, çok eşlilik içeren bir boşanma kararı Türkiye’de tanınmaz.
Karar karşı tarafa tebliğ edilmiş olmalıdır. Tek taraflı kararlar geçerli sayılmaz. Karar veren mahkemenin yetkisi bulunmalıdır. Örneğin, taraflardan biri o ülkenin vatandaşı veya o ülkede ikamet ediyor olmalıdır.
Tanıma ve Tenfiz Davası Nerede Açılır?
Boşanma tanıma ve tenfiz davası, Türkiye’de taraflardan birinin ikametgâhının bulunduğu Aile Mahkemesi’nde açılır.
Eğer Türkiye’de ikamet yoksa, dava Ankara, İstanbul veya İzmir Aile Mahkemeleri’nde açılabilir.
Davada taraflardan biri yurt dışında yaşıyorsa, vekaletname ile avukat aracılığıyla Türkiye’de dava yürütülebilir. Bu nedenle, süreç genellikle tek celsede tamamlanabilir.
Katkı Payı Davası Nedir?
Boşanma sonrasında sıkça açılan bir diğer dava türü katkı payı davasıdır. Evlilik süresince eşlerden biri diğerinin mal varlığına emeği, finansal desteği veya katkısıyla değer kazandırmışsa, bu durumda katkı payı alacağı doğar.
Örneğin: Eşlerden biri ev hanımı olup, diğerinin maaşıyla alınan taşınmazların bakım, düzenleme, kredi ödemesi gibi işlerine katkı sağlamışsa, boşanma sonrası katkı payı alacağı davası açabilir.
Katkı Payı Davası Şartları Nelerdir?
Katkı payı davasının açılabilmesi için şu koşulların bulunması gerekir:
Evlilik süresince mal edinimi gerçekleşmiş olmalı. Katkı sağlayan eşin bu katkısı ispatlanabilir olmalı.
Mal rejiminin sona ermiş olması gerekir. (Yani boşanma kesinleşmiş olmalıdır.)
Katkı payı davası, mal rejiminin tasfiyesinden sonra 10 yıl içinde açılabilir.
Tanıma ve Tenfiz Kararı Sonrası Katkı Payı Davası Açılabilir mi?
Evet. Yurt dışında boşanma kararı alınmış ve Türkiye’de tanıma-tenfiz işlemi tamamlanmışsa, katkı payı davası Türkiye’de açılabilir.Tanıma ve tenfiz kararı, boşanmanın Türkiye’de kesinleşmesini sağlar. Bu aşamadan sonra, taraflardan biri evlilik süresince edinilen malların paylaşımı için mahkemeye başvurabilir.
Yargıtay Uygulaması: Boşanma Tanıma Ve Tenfiz Davası Katkı Payı Davası Nasıl Ne Zaman Açılır?
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 2024/1594 E. – 2025/2331 K. sayılı kararında şu tespiti yapmıştır:
“Yabancı mahkeme kararının tanınmasından sonra, taraflar arasında edinilmiş mallara katılma rejimi sona ermiş sayılır. Bu tarih itibarıyla katkı payı davası açılabilir.”
Bu karar, özellikle yurt dışında boşanan çiftlerin Türkiye’de haklarını koruyabilmeleri açısından büyük önem taşır. Katkı payı davası Türkiye’de Tanınınmsı kesinleşme tarihinden itibaren 1 yıl içinde açılabilir.
Yurtdışında Boşandım: Türkiye’de Tanıma ve Tenfiz Davası Nasıl Açılır, Hangi Belgeler Gerekir?
Yurtdışında verilen boşanma kararı Türkiye’de doğrudan geçerli sayılmaz. Bu kararın Türkiye’de tanınması veya uygulanabilmesi için tanıma ve tenfiz davası açmak gerekir. Dava, Aile Mahkemesinde, taraflardan birinin Türkiye’deki yerleşim yerinde açılır. Gerekli belgeler arasında yabancı mahkeme kararı, kesinleşme şerhi, apostil mührü ve noter onaylı Türkçe tercümesi bulunmalıdır. Eksiksiz belge sunulması sürecin hızlanmasını sağlar. Eşlerden biri Türkiye’de bulunmuyorsa, avukat aracılığıyla vekaletname vererek davayı yürütebilir.
Tanıma mı Tenfiz mi? Yabancı Mahkeme Boşanma Kararının Türkiye’de Geçerliliği Nasıl Sağlanır?
Tanıma davası, boşanma kararının Türkiye’de geçerli sayılmasını, tenfiz davası ise boşanma kararının Türkiye’de hüküm ve sonuç doğurmasını sağlar. Eğer yabancı mahkeme kararı yalnızca boşanmayı içeriyorsa “tanıma”, nafaka, tazminat veya velayet gibi fer’i hükümler de varsa “tenfiz” davası açılmalıdır. Her iki davada da temel şart, kararın kesinleşmiş ve karşılıklılık ilkesine uygun olmasıdır. Tanıma ve tenfiz sayesinde kişi Türkiye’de medeni durumunu güncelleyebilir ve yeni evlilik yapabilir.
Apostil, Tercüme ve Kesinleşme Şerhi Zorunlu mu? Eksik Belge Süreci Nasıl Etkiler?
Evet, tanıma ve tenfiz davalarında apostil, yeminli tercüme ve kesinleşme şerhi zorunludur. Apostil, kararın verildiği ülke makamlarınca onaylanmış olduğunu gösterir. Belgelerin noter onaylı Türkçe tercümesi yapılmazsa mahkeme kararı geçerli saymaz. Eksik belge sunulması, davanın reddine veya sürecin uzamasına yol açar. Ayrıca yabancı mahkemeden alınan kararın “kesinleşmiş” olması gerekir; aksi halde Türkiye’de geçerliliği yoktur. Belgelerin eksiksiz hazırlanması, tanıma-tenfiz sürecini ortalama 2-3 ayda sonuçlandırabilir.
Eşim İtiraz Ediyor: Tanıma-Tenfiz Davasında Yetkili Mahkeme ve Süreç Ne Kadar Sürer?
Tanıma-tenfiz davaları, Aile Mahkemelerinde görülür. Taraflardan birinin Türkiye’deki yerleşim yerindeki mahkeme yetkilidir. Eşin itiraz etmesi hâlinde duruşmalı yargılama yapılır. İtirazlar genellikle evlilik bağının sona ermediği, belgelerin usule uygun olmadığı veya kararın kesinleşmediği iddialarına dayanır. Belgelerin eksiksiz ve usule uygun olması hâlinde mahkeme itirazı reddeder. Dava süresi, itiraz bulunmazsa 2-3 ay, itiraz edilirse 6-9 ay arasında değişebilir.
Yabancı Boşanma Kararında Nafaka/Velayet Var: Bu Hükümler Türkiye’de Nasıl Uygulanır?
Yabancı mahkeme kararında nafaka, tazminat, velayet veya mal paylaşımı gibi fer’i hükümler bulunuyorsa, yalnızca tanıma değil tenfiz davası açılması gerekir. Tenfiz, bu kararların Türkiye’de de icra edilebilir olmasını sağlar. Mahkeme, karşılıklılık ilkesine uygunluğu ve tarafların savunma haklarının korunup korunmadığını inceler. Tenfiz kararı alındıktan sonra, hüküm Türk icra dairelerinde uygulanabilir hale gelir. Bu sayede örneğin nafaka borçları Türkiye’de doğrudan icraya konulabilir.
Katkı Payı Davası Nedir? Hangi Hallerde Açılır ve Mal Rejimi Davasından Farkı Nedir?
Katkı payı davası, eşlerden birinin diğerinin adına alınan mala maddi veya emek katkısı yaptığını kanıtlayarak bu katkının parasal karşılığını talep ettiği davadır. Özellikle 2002 öncesi mal ayrılığı döneminde açılır. Mal rejimi davası ise boşanma sonrası edinilmiş malların paylaşımını kapsar. Katkı payı davasında yalnızca katkı oranı kadar bedel istenir, mülkiyet talep edilmez. Dava, Aile Mahkemesinde açılır ve delil olarak banka kayıtları, dekontlar, tanık beyanları sunulur.
Katkı Payı Davasında Hangi Deliller Geçerli? (Banka Dekontu, Kredi Ödemesi, Ev İçi Emek vb.)
Katkı payı davasında en önemli deliller; banka dekontları, kredi ödeme belgeleri, faturalar, tanık ifadeleri ve emek katkısını gösteren kanıtlardır. Kadın eşin ev içi emeği de ekonomik değer sayılarak delil olarak değerlendirilir. Yargıtay, ev işlerinin ve çocuk bakımının da katkı niteliğinde olduğunu kabul etmektedir. Bu nedenle yalnızca parasal değil, emek ve bakım katkısı da dikkate alınır. Delillerin belgelerle desteklenmesi, davanın kabul edilme olasılığını güçlendirir.
Zamanaşımı Kaç Yıl? Boşanmanın Kesinleşmesinden Sonra Süre Nasıl İşler?
Katkı payı davalarında 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır. Bu süre, boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren başlar. Evlilik devam ederken dava açılamaz çünkü mal rejimi sona ermemiş sayılır. Süre geçirilirse alacak hakkı ortadan kalkar. Ancak bazı Yargıtay kararlarına göre malın satıldığını veya devredildiğini öğrenme tarihi de sürenin başlangıcı olabilir. Hak kaybı yaşamamak için boşanmanın kesinleşmesinden sonra makul sürede dava açmak önemlidir.
Katkı Payı Nasıl Hesaplanır? Bilirkişi Raporu ve Güncel Değer Üzerinden Oranlama
Katkı payı oranı, tarafların gelir durumuna, evlilik süresine ve malın alınma biçimine göre belirlenir. Mahkeme, uzman bilirkişiden rapor alarak malın edinilme tarihindeki katkı oranını tespit eder ve bugünkü piyasa değeri üzerinden bedel hesaplar. Örneğin, davacı eşin katkısı yüzde 40 olarak belirlendiyse, taşınmazın bugünkü değerinin yüzde 40’ı kadar para alacağına hükmedilir. Bu hesaplama, Yargıtay’ın “güncel değer üzerinden tazminat” içtihatlarına uygundur.
Yargıtay Ne Diyor? Katkı Payı Davalarında Ev İçi Emeğin Ekonomik Değeri ve Emsal Kararlar
Yargıtay, son yıllarda kadın eşin ev içi emeğini katkı payı olarak kabul eden önemli kararlar vermiştir. Ev işleri, çocuk bakımı, aile düzenine katkı gibi unsurların ekonomik değer taşıdığı belirtilmiştir. Ayrıca kredi ödemesi veya maaş katkısının da mal ediniminde etkili olduğu vurgulanmıştır. 8. Hukuk Dairesi, 2024 tarihli kararlarında “kadının ev emeği sayesinde diğer eşin gelir elde edebilmesinin katkı niteliğinde olduğunu” açıkça belirtmiştir. Bu içtihatlar, kadın eşlerin haklarını güçlendirmiştir.
Avukat ve Danışmanlık: Boşanma Tanıma Ve Tenfiz Davası Katkı Payı Davası Nasıl Ne Zaman Açılır?
Tanıma, Tenfiz ve Katkı Payı Davası Birbirine Bağlıdır. 2026 yılı itibarıyla, yurt dışında boşanan Türk vatandaşlarının en sık karşılaştığı iki temel dava; boşanma tanıma-tenfiz davası ve katkı payı davasıdır. Birincisi, boşanmanın Türkiye’de tanınmasını sağlar; ikincisi ise evlilik süresince edinilen malların adil şekilde paylaşımına imkân verir.
Bu süreçlerin hatasız yürütülmesi, uluslararası özel hukuk ve aile hukuku alanında deneyimli bir avukat desteğiyle mümkündür. Boşanma Tanıma Ve Tenfiz Davası Katkı Payı Davası Nasıl Ne Zaman Açılır?
Yargıtay Kararı – Boşanma Tanıma Ve Tenfiz Davası Katkı Payı Davası
YARGITAY 8. Hukuk Dairesi ESAS: 2013/17758 KARAR: 2014/2032
AÇIKLAMA : 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanunun 59. maddesi uyarınca; “Yabancı ilamın kesin hüküm veya kesin delil etkisi yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade eder.” Hemen belirtmelidir ki, her mahkeme kararının kesin hüküm ve icra kabiliyeti olmak üzere iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Kesin hüküm teşkil eden mahkeme kararları-istisnalar dışında- icra kabiliyeti de taşırlar. Ne var ki, hem kesin hüküm, hem de icra kabiliyetini birlikte taşımayan mahkeme kararları da bulunmaktadır. Bir mahkeme kararının kesin hüküm ve icra kabiliyeti olmak üzere iki sonucu birlikte taşıyıp taşımadığı, kesin hüküm teşkil eden o mahkeme kararının hukuki niteliğine göre belirlenir. Aynı sonuç yabancı mahkeme kararları için de söz konusudur. Kesin hüküm, bir uyuşmazlığı nihai olarak ortadan kaldıran ve o hususun mahkemelerde yeniden inceleme konusu yapılmasına engel olan kanuni hakikat vasfıdır ve kararın aynı konuda, aynı taraflar arasında, aynı sebeple yeniden kaza organı önünde muhakeme konusu yapılamamasıdır. İstisnalar dışında icra kabiliyeti olan kararlar, hem maddi hem de şekli kesinlik taşıyan kararlardır.
Maddi anlamda kesin hükmün, taşıdığı niteliğin gereği olarak, iki sonucu bulunmaktadır: kararın kesin delil teşkil etmesi ve aynı konuda, aynı taraflar arasında, aynı sebeple dava açılması halinde karşı tarafın kesin hüküm itirazında bulunabilmesidir. İşte yabancı mahkeme kararının tanınmasının hukuki gerekçesini, kararın kesin hüküm kuvveti oluşturmaktadır. Tanıma; “Bir mahkeme kararının kesin hüküm kuvvetinin yabancı ülkede kabulü”; tenfiz ise; “Bir mahkeme kararının, sahip olduğu kesin hüküm kuvvetinin sonucu olarak, maddi icra muamelelerini gerekli kılan kamu gücünü harekete geçiren vasfı”dır. Her mahkeme kararı hem kesin hüküm, hem de icra kabiliyetini birlikte taşımamakta; bazı kararlar nitelikleri gereği yalnız kesin hüküm teşkil etmekte, fakat icra kabiliyetleri bulunmamaktadır. İşte bu tür yabancı mahkeme kararları yalnız tanınabilir; tenfiz edilemezler. Çünkü icra kabiliyetleri yoktur.
Tespit kararları ile yenilik doğurucu kararların Türkiye’de yalnız tanınmaları mümkün olup; bunlara tanıma şartları uygulanacaktır. E… kararlarının ise, hem tanınmaları hem de tenfizleri mümkündür. Boşanma kararları hukuksal nitelikçe yenilik doğurucu kararlardandır. Yenilik doğrucu kararlar ise, bir hukuki durumun kurulması, değiştirilmesi veya ortadan kaldırılması için hak sahibinin iradesinin kafi gelmemesi ve durumun ancak bir mahkeme kararı ile doğmasının gerekli olduğu hallerde açılan dava sonucu verilen karardır. Bu kararların hukuki alanda etkili olmaları için icraya ihtiyaçları yoktur. Bu kararlar taşıdıkları inşai tesir (yenilik doğrucu etki) ile arzu edilen sonuçları doğururlar. Hukukumuzda, yenilik doğurucu oldukları kabul edilen kararlar, babalık kararı, evlenmenin butlanı, ölüme bağlı tasarrufların iptali, nesebin reddi, evlat edinmeye izin ve boşanma kararları olarak sayılabilir. Bu kararların icra özelliği olmayıp; yabancı mahkeme kararı sadece bu kararlara yönelikse ve Türkiye’de nüfus kayıtlarında işlem yapılması amaçlanıyorsa, tanıma kararı bu amacı gerçekleştirmeye yeterli olacaktır.
Görülmektedir ki, boşanma kararları hukuki nitelikçe yenilik doğurucu kararlardan olmakla, tanınmaları olanaklıdır. Ne var ki, bir boşanma kararı aynı zamanda icraya koymayı gerektiren, bir eda kararını (tazminat, nafaka, çocuk teslimi gibi) da taşıyorsa bu halde kararın eda bölümü için tenfiz şartlarının aranması gerekir. Diğer taraftan, tanıma yabancı mahkemece verilen kesinleşmiş bir kararın kabul edilmesi işlemi olup; tanımada amaç, sadece kararın maddi anlamda kesinliğinden yararlanılmasıdır. O halde, tanıma kararı verilebilmesinin ön koşulu bir yabancı mahkeme kararının varlığı ve bu kararın kesinleşmiş olmasıdır.
5718 sayılı Kanunun (MÖHUK), yukarıya metni aynen alınan 59.maddesinde; yabancı ilâmın kesin hüküm veya kesin delil etkisinin, yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade edeceği düzenlenmiştir. Bu hükümle, yabancı mahkemeye ait ilamın kesin hüküm veya kesin delil etkisinin yabancı mahkeme kararının tanınmasından itibaren değil, somut olayda tanımaya konu yabancı mahkemeye ait boşanma kararının kesinleştiği andan itibaren etkisini göstereceği kabul edilmiştir. Bir başka deyişle, tanıma kararları nitelikleri gereği, verildikleri andan geriye etkili olarak yabancı mahkeme kararının kesinleştiği tarih itibariyle hüküm ifade edecektir. Bunun sonucu olarak da; boşanma kararının tanınması halinde taraflar, yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren boşanmış kabul edilecek; boşanmanın kesinleşmesine bağlı hukuki sonuçlar da, yine bu tarihten itibaren hüküm ifade edecektir.
Açıklanan bu yasal düzenlemeye paralel bir başka düzenleme de, 23.11.2006 gün 26355 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Nüfus Hizmetleri Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 58. maddesinde yer almaktadır. Sözü edilen düzenlemede; yabancı mahkemelerce verilen boşanma kararları için Türk mahkemelerince tenfiz veya tanıma kararı verilip, tanıma ve tenfiz kararının kesinleşmesi halinde; boşanma tarihinin tanıma ve tenfiz kararının kesinleşme tarihi değil; yabancı mahkemece verilmiş olan kararın kesinleşme tarihi olacağı kabul edilmiştir.
Aynı Yönetmeliğin 157.maddesinde: “(1)….Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun hükümleri uyarınca, yabancı devlet mahkemelerinden verilen ve ilgili devletin kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların işleme konulabilmesi için, yetkili Türk mahkemesince tenfiz edilmesi veya tanınması zorunludur. (2) Devletimizin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin bu konudaki hükümleri saklıdır.” düzenlemesi yer almaktadır.
Bu hükme göre de, yabancı mahkeme kararlarının Nüfus Müdürlüklerince işleme konulabilmesi için, yetkili Türk Mahkemesince tenfizi veya tanınması gerekmektedir. Öte yandan, 5718 sayılı Kanunun (MÖHUK) 52. maddesinin ilk cümlesinde, kararın tenfiz edilmesinde “hukukî yararı” bulunan “herkes”in tenfiz isteminde bulunabileceği düzenlenmiştir. Vurgulamakta yarar vardır ki, bu düzenleme, daha önceki Kanun metninde olmayıp, 5718 sayılı Kanunla getirilmiştir. MÖHUK.nun 8.maddesine göre, “Zamanaşımı, hukuki işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tabidir.”
Şıpka, “….. Yabancı mahkemenin boşanma kararının Türkiye’de tanınması ön koşulu ile, bu boşanma kararı yabancı mahkemede kesinleştiği andan itibaren hükün doğurmuş sayılacağından, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davalarda da Yargıtay’ın kabul ettiği zamanaşımı süresi olan bir yıllık süre, yabancı mahkemede kesinleşen boşanma davasının kesinleşme tarihinden itibaren başlaması gerekir. Zira boşanma kararlarının tenfizi için belirli bir zamanaşımı süresi bulunmadığından, yabancı mahkemece verilen kesinleşmiş boşanma kararı uzun yıllar sonra Türkiye’de açılan tenfiz kararının kesinleştiği tarihten başlatmak, 5718 sayılı MÖHUK’un 59. maddesinin hükmüne, amacına ve gerekçesine aykırı olduğu gibi, bu uygulama sonucunda, 20-25 yıl önce yabancı ülkelerde boşanmış olan eşleri, bugün dahi mal rejimi tasfiyesi ya da katkı payı davaları ile karşı karşıya getirebileceği endişemizi belirtmek isteriz” görüşünü savunmuştur. (Doç. Dr. Şükran Şıpka, Türk Hukukunda, Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi ve Uygulamaya İlişkin Sorunlar. 1. baskı, 2011, İstanbul, s: 365, ayrıca aynı kitap, s: 361 vd. bkz, Dairenin 8.6.2009 tarih ve 2030 E, 2937 sayılı kararı hariç bugüne kadarki kararları aynı yöndedir.)
Tanıma yada tenfiz kararı kesinleştiği tarihten itibaren yabancı mahkemenin boşanma kararı hukuki sonuçlarını doğurur, yargısına varıldığı takdirde karşılaşılan şu sonuçları ortaya koymak mümkündür.
1-Mal rejimi yabancı mahkemede açılan boşanma davasının dava tarihinde değil, yabancı mahkeme kararının tanıma ya da tenfizi kararının kesinleştiği andan itibaren sona erer ve tasfiye bu tarihten sonra yapılabilir.
2-Zaman aşımının başlangıcı; zaman aşımı tanıma/tenfiz edilen ve kesinleşen bu kararlardan sonra yabancı boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren değil, yani tanıma ve tenfiz kararının kesinleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
3-Eşler arasındaki evlilik, bu durum karşısında yabancı boşanma kararının tanınmasından ya da tenfizinden sonra kesinleştiği tarihte değil, tanıma/tenfiz karanının kesinleştiği tarihte sona ermiş olur.
4-Boşanmanın fer’i (eki) haklarına ilişkin olarak zaman aşımının yer aldığı TMK.nun 178. maddesindeki bir yıllık özel zaman aşımı süresinin başlangıcı, yabancı boşanma kararının kesinleştiği tarih (MÖHUK.m.59) değil, tanıma/tenfiz kararının kesinleştiği tarih olacaktır.
5-Eşlerin ikisi de Türk asıllı ve yurt dışında çalışıyorlar. Eşlerden biri yabancı mahkemede açtığı boşanma davasının reddedilmesi ve o ülke hukukuna göre kesinleşmesi durumunda ve TMK.nun 166/4. maddesindeki koşulların gerçekleşmesi ile 3 yıllık filli ayrılığa dayanılarak yeniden boşanma davası açıldığında 3 yıllık sürenin başlangıç tarihi hangi karara göre ve nasıl değerlendirilecektir?
Yabancı mahkemeden verilen boşanmanın reddine ilişkin kararın yetkili Türk Mahkemesi’nce tanınmasına ya da tenfizine karar verilip, bu karar da kesinleştiğinde MÖHUK’un 59. maddesinin amacına uygun olarak yabancı mahkemenin kesinleşme tarihi esas alındığında tarafların boşanmalarına karar verilmesi mümkün olacaktır. Tanıma ya da tenfiz kararının kesinleşme tarihi baz alındığında ise, aradan beklide çok uzun süre geçmesine karşın yine en azından bir 3 yıl daha bekleyecekler ve ondan sonra TMK.nun 166/4. fıkrasına dayanılarak boşanma davasını açabileceklerdir. Bunun ise, toplum ve aile yapısı üzerinde yaratacağı aksi yöndeki etki, eşlerin karşı karşıya kalacağı psikolojik sorunlar vs. lerin etkisini hesaplamak mümkünmüdür? TMK.nun 166/4. maddesindeki 3 yıllık sürenin başlangıcı konusu önemli bir sorun olarak ortada kalmaktadır.
6-Boşanma kararlarının tenfizi ya da tanınması için belirlenmiş bir zaman aşımı süresi de yoktur. Bu nedenle, yabancı mahkeme kararının tanıma ve tenfizi konusunda her zaman dava açılabilir. Tanıma ya da tenfizin kesinleşme tarihi esas alındığında işin daha da uzamasına neden olacağı açıktır. Yabancı mahkemeden verilen boşanma kararının kesinleştiği tarihten tanıma/tenfiz kararının kesinleştiği tarihe kadar edinilen malların durumu ne olacaktır?.
7-Yabancı mahkemeden verilen boşanma kararının verildiği ülke hukukuna göre kesinleşmesinden sonra fakat bu kararın tanınması ya da tenfizi için yetkili Türk Mahkemesinde açılan davanın devamı sonrasında veya böyle bir dava hiç açılmamış ancak bu arada eşlerden biri ölmüş olsa, böyle bir varsayımda; yabancı mahkemenin verdiği boşanma kararının tanınmasına ya da tenfizine ilişkin kararın kesinleşmesinden sonra yabancı boşanma kararının kesinleştiği tarih zaman aşımının başlangıç tarihi olarak kabul edildiğinde, sağ kalan eş, ölen eşin mirasçısı olmayacaktır. Bu durum, TMK.nun 181, MÖHUK’un 52,54,58 ve 59. maddelerini amacına uygun düşecektir. Fakat zaman aşımının başlangıcı tanıma yada tenfiz kararının kesinleşme tarihi kabul edildiğinde ise, sağ kalan eş ölen eşin mirasçısı olabilecektir.
8-Eşlerden biri Türk vatandaşı, diğeri ise, yabancı uyruklu olduğu varsayımından hareket edildiğinde yabancı uyruklunun ülkesinde verilen boşanma kararı kesinleştiği tarihte o ülke hukukuna göre tüm hukuki sonuçlarını doğuracak yabancı uyruklu eş kararın kesinleştiği tarihten itibaren boşanmış olacak, ancak Türk vatandaşı eş tanıma ve tenfiz kararının kesinleştiği tarihten itibaren boşanmış kabul edilecektir. Böyle bir çelişkili ve garip bir durum ortaya çıkmış olacaktır.
Tüm bu açıklamalar karşısında her ne kadar tanıma kararı 07.11.2008 tarihinde kesinleşmiş ise de, yabancı mahkemenin boşanmaya ilişkin ilamı 21.12.1993 tarihinde kesinleştiğinden hukuki sonuçlarını bu tarih itibariyle doğurduğu, anılan madde hükmü gereğidir. Dava mal ayrılığı rejimi döneminde edinilen taşınmazlarla ilgili katkı payı alacağı isteğine ilişkin olduğuna göre olayda, Borçlar Kanununun başka türlü hüküm mevcut olmadığı takdirde her dava için öngördüğü 10 yıllık zamanaşımı süresini öngören TMK.nun 5.maddesi yollamasıyla 125. maddesindeki düzenlemenin uygulanması gerektiği hususunda duraksama da yoktur. Yabancı Mahkemeden verilen boşanma kararının kesinleştiği 21.12.1993 tarihinden eldeki davanın açıldığı 28.09.2009 tarihine kadar 10 yıllık zaman aşımı süresi geçtiğinde zaman aşımı nedeniyle davanın reddi ile hükmün onanması doğrudur. Boşanma Tanıma Ve Tenfiz Davası Katkı Payı Davası
0 SORULAR
Boşanma Tanıma Ve Tenfiz Davası Katkı Payı Davası Acaba bu davayı avukatsız takip edebilirmiyim? Davanın dilekçe örneğini bulabilirmiyim..
Boşanma Tanıma Ve Tenfiz Davası Katkı Payı Davası Bu dava Hakkında bazı sorular aklıma takıldı.
Boşanma Tanıma Ve Tenfiz Davası Katkı Payı Davası Bu konuda dava dilekçesi nasıl yazılır nedeniler nasıl açıklanır.
Boşanma Tanıma Ve Tenfiz Davası Katkı Payı Davası hukuk mahkemesine başvuru dilekçe örneği bulabilirmiyim..
Boşanma Tanıma Ve Tenfiz Davası Katkı Payı Davası Davayı açma şartları nelerdir..
Boşanma Tanıma Ve Tenfiz Davası Katkı Payı Davası Davanın şekli zamanı ve basarı olanağımız tam olarak nedir sizden bilgi rica edebilirmiyim…
Boşanma Tanıma Ve Tenfiz Davası Katkı Payı Davası Bu davada ben nasıl bir yol izlemeliyim lütfen yardımcı olurmusunuz ?
Boşanma Tanıma Ve Tenfiz Davası Katkı Payı Davası Davanın şekli zamanı ve basarı olanağımız tam olarak nedir sizden bilgi rica edebilirmiyim…