Tasarrufun İptali Davası – Emsal Yargıtay Kararı!

muvazaa nedeniyle tasarrufun iptali davası

Tasarrufun İptali Davası – Emsal Yargıtay Kararı! Tasarrufun iptali davası, taraflar arasındaki tasarrufun, ilk derece mahkemesinde görülen ayağında, yazılı olarak belirtilen gerekçelere istinaden davanın reddiyle sonuçlanmıştır.

Borçlu ve üçüncü kişilerin paydaşlığı olduğu şirketin, defterleri üzerinden gerçekleştirilen incelemeler sonucunda, şirketler arasında sürekli devam eden bir ticari faaliyetin olduğu ve bu alışverişlerin 2009 yılına kadar devam ettiği ortaya çıkmıştır.

Tasarrufun İptali Davası – Emsal Yargıtay Kararı!

İcra İflas Kanunu ilgili maddelerince üçüncü kişiler ile borçlunun sahip olduğu davacının mali durumunu bilmesi gereken davalı kişilerin, davaya karar verilirken dikkate alınması ve bu yönde davacı lehine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

Davacı nezdinde mahkemeye açılan davada; borçlu olan davalı hakkında takip başlatıldığı ve semeresiz takibin kaldığını, bununla birlikte söz konusu olan taşınmazın diğer davalı kişiye devredildiğinden, yapılan bu tasarrufun iptali istenmiştir.

Mahkeme tarafından, davacının bu isteğinin kanıtlanamayacağı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, eksik inceleme ve incelemeden kaynaklı hatalı hüküm oluşturulduğu için davanın reddine karar verilmiş ve hüküm Yargıtay tarafından bozulmuştur.

Kararın Bozulduğuna Dair Yargıtay’ın Gerekçesi!

Yargıtay tarafından verilen bozma kararından sonra söz konusu taşınmaza ve işletmeye dair, borçlu ve üçüncü kişinin ortağı olduğu şirketin defterleri, uzman bilirkişilerce raporlanmış ve mahkemeye sunulmuştur. İnceleme yapılan ticari defterlerde, 2007 yılından önce ticari alışverişlerin aktif olduğu ve bu alışverişlerin 2009 yılına kadar devam ettiği anlaşılmıştır.

Davanın konusunu oluşturan tasarruf ise borçlunun ortak olduğu firma ve üçüncü kişinin ortağı olduğu firma arasında, satış işlemlerinden önce bir ilişkinin olduğu ve birbirilerini tanıdıkları ortaya çıkmıştır.

İcra İflas Kanunun 280. Maddesine göre; üçüncü kişi, borçlunun sahip olduğu mali durumu bilmesi gereken ya da bilen kişilerden olduğunun ortaya çıkması, davanın kabulüne ilişkin kararın verilmesini gerektirirken, bunun yerine yerel mahkemece davanın reddine karar verilmesi, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi tarafından hatalı bulunmuştur.

Yazılı şekilde verilen mahkeme kararı, usul ve yasa bakımından aykırılık taşımaktadır. Kararın temyiz edilmesi talebinde bulunan davacı vekili, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi tarafından davanın yeniden görülmesini sağlamıştır. Davayı belirtilen gerekçelere göre yeniden değerlendiren Yargıtay’ın ilgili dairesi, kararı haksız ve geçersiz bularak, kararın bozulmasına hükmetti.

Belirtilen sebeplere göre davacının açmış olduğu temyiz davası kabul edilmiş ve mevcut mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Peşin alınan harçların, davacı tarafından talep edilmesi halinde geri ödenmesine, 15.12.2018 tarihinde, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi heyetlerince oy birliği ile karar verilmişdir.

AVUKATA İLK SORUYU SİZ SORMAK İSTER MİSİNİZ?

AVUKATA SORU SORUN

Bize Ulaşın




[recaptcha]

BİZE ULAŞIN

İletişim Bilgileri