Hukuki uyuşmazlıkların ve ticari davaların en kritik noktalarından biri olan imza sahteciliği iddiaları, 2026 yılı yargı pratiklerinde dijitalleşen adli tıp yöntemleriyle yeni bir boyut kazandı. Bir senet, sözleşme veya resmi belge üzerindeki imzanın inkar edilmesi durumunda, adaletin tecellisi tamamen teknik ve usulüne uygun bir “İmza İncelemesi” sürecine bağlıdır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 211. madde uyarınca yürütülen bu süreç, sadece bir gözle muayene değil; imzanın baskı derecesinden tersim biçimine, kalem süratinden eğimine kadar pek çok mikro detayın mikroskobik analizini içerir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatları doğrultusunda, fotokopi belgeler üzerinden yapılan incelemelerin geçersiz sayılması, belge aslının korunmasının hayati önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.
2026 yılında Adli Tıp Kurumu ve Jandarma Kriminal laboratuvarları, imza aidiyetini tespit ederken kişinin “samimi imza” örneklerini, yani günlük hayatta resmi kurumlara attığı ıslak imzaları temel almaktadır. İmza inkarında ispat yükünün yer değiştirmesi ve bilirkişi raporlarının denetlenebilirliği, davanın kaderini belirleyen en stratejik unsurlardır.
İmza İncelemesinde Öncelikle Hangi Hususlara Dikkat Edilir?
İmza incelemesinde ilk ve en önemli adım, belgenin niteliğinin doğru belirlenmesidir. Adi belge ile resmi belge arasında usul farklılıkları bulunduğundan, inceleme yöntemi de buna göre değişir. İmzanın aidiyeti değerlendirilirken, imzanın kişinin iradesini yansıtıp yansıtmadığı, metni kabul anlamı taşıyıp taşımadığı ve hukuki sonuç doğurup doğurmadığı dikkate alınır. Ayrıca imza inkâr edildiğinde ispat yükü yer değiştirir ve imzanın o kişiye ait olduğunu iddia eden taraf bunu ispatlamak zorundadır. Bu nedenle inceleme sürecinde hukuki ve teknik kriterlerin birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Mahkemeler İmza İncelemesini Nasıl Yapar?
Mahkemeler imza incelemesini HMK 211. madde kapsamında belirli bir sıra ile yürütür. Öncelikle imzayı inkâr eden taraf dinlenir ve gerekirse mahkeme huzurunda yazı ve imza örnekleri alınır. Hakim bu aşamada kanaat oluşturamazsa bilirkişi incelemesine başvurur. Bilirkişi, karşılaştırma yapabilmek için tarafın önceki imza örneklerini ilgili kurumlardan temin eder. Gerekli görülürse yeni imza örnekleri de alınabilir. Uygulamada çoğu hakim doğrudan bilirkişi incelemesine yönelmektedir. Bu süreçte amaç, imzanın aidiyetinin teknik olarak kesin şekilde belirlenmesidir.
İmza Örnekleri Nasıl Toplanır ve Neden Önemlidir?
İmza incelemesinde en kritik aşamalardan biri karşılaştırma yapılacak imza örneklerinin doğru şekilde toplanmasıdır. Yargıtay’a göre, inceleme yapılacak imzanın tarihine yakın döneme ait ve güvenilir (samimi) imza örnekleri esas alınmalıdır. Bu örnekler resmi kurum kayıtlarından veya mahkeme huzurunda alınan imzalardan elde edilir. Gelişigüzel atılmış veya özen gösterilmemiş imzalar sağlıklı karşılaştırma için yeterli görülmeyebilir. Doğru ve yeterli sayıda imza örneği toplanması, bilirkişi raporunun doğruluğunu doğrudan etkiler. Bu nedenle imza örneklerinin niteliği büyük önem taşır.
İmza İncelemesi Fotokopi Üzerinden Yapılabilir mi?
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre imza incelemesi fotokopi belgeler üzerinden yapılamaz. İncelemenin mutlaka belge asılları üzerinden gerçekleştirilmesi gerekir. Çünkü imzanın baskı derecesi, kalem hareketleri, eğim ve diğer teknik özellikler ancak orijinal belge üzerinde sağlıklı şekilde analiz edilebilir. Fotokopi belgelerde bu detaylar kaybolduğu için yanlış sonuçlara ulaşılabilir. Bu nedenle mahkemeler, inceleme yapılmadan önce belge aslının dosyaya getirtilmesini sağlamalıdır. Aksi halde verilen karar eksik incelemeye dayalı sayılabilir ve bozma nedeni olabilir.
İmza Örnekleri Nasıl Toplanır ve “Samimi İmza” Neden Önemlidir?
Bilirkişinin sağlıklı bir sonuç verebilmesi için karşılaştırma yapacağı imzaların “samimi” olması gerekir. Samimi imza; kişinin dava konusu dışında, günlük hayatta, bankalarda, tapuda, noterlerde veya resmi kurumlarda baskı altında kalmadan attığı imzalardır. Yargıtay, inceleme konusu imzanın tarihine en yakın dönemdeki örneklerin toplanmasını şart koşar. Çünkü yaşlanma, hastalık veya kaza gibi etkenler zamanla kişinin imza karakteristiğini değiştirebilir. Yeterli sayıda ve doğru dönemden toplanmayan örnekler, raporun hatalı çıkmasına neden olabilir.
Bilirkişi Raporunda Hangi Teknik Kriterler Aranır?
Kaliteli ve denetlenebilir bir bilirkişi raporu, sadece “imza bu kişiye aittir” demekle yetinmez. Raporda şu teknik veriler analiz edilmelidir:
Tersim Biçimi: İmzanın genel kurgusu ve harf yapıları.
Seyir ve Hız: İmzanın akıcı mı yoksa duraksayarak mı atıldığı (sahte imzalarda genellikle duraksama ve titreme görülür).
Baskı Derecesi: Kalemin kağıt üzerinde bıraktığı derinlik izi.
Eğim ve Doğrultu: İmzanın kağıt üzerindeki dikey veya yatay açısı.
Bu kriterlerin fotoğraflarla desteklenmesi ve mahkemenin denetimine uygun açık bir dille yazılması zorunludur.
İmza İncelemesini Hangi Kurumlar Yapar ve İtiraz Süreci Nasıldır?
Türkiye’de bu alanda en yetkili kurumlar Adli Tıp Kurumu (ATK) ve Jandarma Kriminal Laboratuvarlarıdır. Ancak süreç bunlarla sınırlı değildir. Taraflar, kurum raporlarına itiraz ederse üniversitelerin güzel sanatlar veya grafik bölümlerinden uzmanlar ya da bağımsız grafoloji uzmanlarından oluşan yeni bir heyetten rapor alınabilir. Yargıtay’a göre ATK raporu “üstün delil” olsa da “mutlak delil” değildir; çelişki durumunda raporlar arasındaki farkın giderilmesi için üçüncü bir heyet incelemesi gerekebilir.
AVUKATA İLK SORUYU SİZ SORMAK İSTER MİSİNİZ?